
Türkiye’nin kıyı şeridinde alarm zilleri çalıyor! Yeni bir yönetmelik değişikliğiyle, deniz kenarındaki ormanlık alanların turizm yatırımlarına açılması, çevreciler ve kamuoyu arasında büyük bir infial yarattı. Acaba bu karar, sahil cennetlerimizi betona mı gömecek?
Kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan ormanlık alanların turizme açılması, Türkiye’nin eşsiz doğal güzelliklerinin geleceği hakkında ciddi soru işaretleri doğuruyor. İşte bu tartışmalı kararın perde arkası ve olası sonuçları…
HANGİ ORMANLAR TEHLİKEDE?
Yeni yönetmelik, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan tüm ormanlık alanları kapsıyor. Bu alanlar, daha önce doğal sit alanı olarak korunurken, artık turizm yatırımları için potansiyel arazi haline geldi. Yatırımcılar, bu bölgelerde kamuya açık olmak koşuluyla otel, tatil köyü ve diğer turistik tesisler inşa edebilecekler. Peki, bu durum doğal yaşamı nasıl etkileyecek?
KARARIN AMACI NE?
Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu kararın amacını Türkiye’ye gelen turist sayısını artırmak, turizmde çeşitlilik sağlamak ve ekonomik katkıyı yükseltmek olarak açıklıyor. Yetkililer, ormanlık alanlarda yapılacak turizm yatırımlarının sahil şeridinin cazibesini artıracağını ve doğa turizmi ile sürdürülebilir turizm yatırımlarının önünü açacağını savunuyor. Ancak bu iddialar, çevrecilerin endişelerini gidermeye yetmiyor.
NELER YAPILABİLECEK?
Yeni düzenlemeyle birlikte, kıyı kenarındaki ormanlık alanlarda şu tür yatırımların yapılması bekleniyor:
* Ekoturizm tesisleri: Doğayla iç içe konaklama alanları ve kamp alanları.
* Butik oteller: Ormanlık alanda düşük yoğunluklu, doğal dokuya uyumlu tesisler.
* Restoran, kafe ve günübirlik tesisler: Sahil ve ormanlık alanlarda yer alacak işletmeler.
* Turistik yürüyüş parkurları: Ormanlık alanlarda hazırlanacak yürüyüş ve bisiklet yolları.
Ancak, bu yatırımların ne kadar “doğayla uyumlu” olacağı ve orman ekosistemini ne ölçüde koruyacağı büyük bir soru işareti olarak duruyor.
ÇEVRECİLERİN ENDİŞELERİ NELER?
Çevreci sivil toplum örgütleri, bu kararın ormanlık alanlarda kontrolsüz yapılaşmaya zemin hazırlayabileceği, sahil şeridindeki doğal dengeye zarar verebileceği ve ormanlık alanlardaki doğal habitatı tehlikeye atabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle, inşaat faaliyetlerinin orman yangınlarına yol açabileceği ve deniz kirliliğini artırabileceği endişesi dile getiriliyor.
TURİZM SEKTÖRÜ NE DİYOR?
Turizm sektörü temsilcileri ise kararın büyük fırsatlar sunduğunu vurguluyor. Yeni turizm alanlarının açılmasıyla istihdamda artış beklendiği, sahil şeridinin tercih edilirliğinin artırılarak daha çok turist çekilebileceği ve ormanlık alanlarda yapılacak doğa turizmi yatırımlarıyla ekoturizm trendine cevap verilebileceği belirtiliyor. Ancak, bu fırsatların çevreye maliyeti ne olacak?
SÜREÇ NASIL İŞLEDİ?
Bu karar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2023 yılından itibaren turizmde çeşitliliği artıracak yeni alanlara yönelmesiyle başladı. İlgili yönetmelikte değişiklik yapılarak Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik’e yeni bir fıkra eklendi. Düzenleme, 2025 yılının Haziran ayında Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu süreç, kamuoyunun yeterince bilgilendirilmemesi ve çevreci kuruluşların görüşlerinin alınmaması nedeniyle eleştiriliyor.
Türkiye’nin kıyı şeridindeki ormanlık alanların geleceği, bu tartışmalı kararın uygulanma şekline bağlı olacak. Eğer sıkı çevre koruma önlemleri alınmaz ve denetimler etkin bir şekilde yapılmazsa, sahil cennetlerimiz betona kurban gidebilir. Bu nedenle, kamuoyunun bu süreci yakından takip etmesi ve çevreci kuruluşların uyarılarını dikkate alması büyük önem taşıyor.









