
Türkiye’ye üçüncü kez gelen ve farklı şehirleri yürüyerek gezen 26 yaşındaki Güney Koreli Hyojeong Park, Karadeniz Bölgesi’nde ilk kez seyahat ettiğini belirtti.
TÜRKİYE HAYRANLIĞI
Şu ana kadar 38 ülke gezdiğini ifade eden Park, Türkiye’nin kendisinde özel bir yere sahip olduğunu söyledi. “Türkiye’yi çok seviyorum. Ziyaret ettiğim ülkeler arasında en misafirperver olanı burası” diyen Park, özellikle vatandaşların ilgisinden ve yardımseverliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Sokakta yürürken insanların kendisine sürekli olarak yardımcı olmak istediğini, yol tarif ettiğini ve hatta bazen çay içmeye davet ettiğini anlattı. Bu samimiyetin kendisini çok etkilediğini ve Türkiye’ye olan bağlılığını daha da artırdığını belirtti.
KARADENİZ’DE EVLAT EDİNME HİSSİ
Karadeniz yolculuğuna Samsun’dan başladığını, Ordu ve Giresun üzerinden Trabzon’a yürüyerek ulaştığını kaydeden Park, bölge halkının kendisini zaman zaman çay ve yemek için evlerine davet ettiğini, adeta bir evlat gibi bağırlarına bastıklarını söyledi. “Bu şekilde insanların gerçek yaşamlarına daha çok tanık oluyorum ve kendimi onlardan biri gibi hissediyorum” dedi. Özellikle yaşlı teyzelerin kendisine torunları gibi davrandığını, sürekli olarak yiyecek ikram ettiğini ve hikayeler anlattığını belirtti. Bu sıcakkanlılığın kendisini çok duygulandırdığını ve Karadeniz’i asla unutamayacağını ifade etti.
KARDEŞ ÜLKE VURGUSU
Türkiye’ye duyduğu ilgiyi kültürel bağlarla da açıklayan Park, “Güney Kore ve Türkiye kardeş ülke. Bu nedenle Türkiye bizim için yabancı bir ülke değil. Her zaman geri gelmek istememin bir nedeni de bu” dedi. Kore Savaşı’nda Türk askerlerinin gösterdiği fedakarlığın Kore halkı tarafından asla unutulmadığını ve bu durumun iki ülke arasındaki ilişkileri her zaman özel kıldığını vurguladı. Türkiye’de kendini evinde gibi hissetmesinin en önemli nedenlerinden birinin de bu olduğunu belirtti.
KAPADOKYA HAYALİ VE AİLE BAĞLANTISI
Park, Kapadokya’daki balon turunun kendisi için özel bir hayal olduğunu ve bu deneyimin Türkiye’ye tekrar gelmesinde etkili olduğunu vurguladı. Ayrıca Türkiye’ye bir dahaki gelişinde annesini de getirmek istediğini belirtti. Annesine Türkiye’nin güzelliklerini ve insanlarının sıcakkanlılığını göstermek istediğini ve birlikte unutulmaz bir tatil geçirmek istediğini söyledi. Annesiyle birlikte Kapadokya’da balon turuna katılmanın ve Karadeniz’in eşsiz doğasını keşfetmenin hayalini kurduğunu ifade etti.
TÜRK AİLELERİN MİSAFİRPERVERLİĞİ
Türkiye’de kaldığı süre boyunca birçok insanın kendisine evlerini açtığını anlatan Park, “Yaklaşık beş Türk ailem oldu. Otel bulamadığımda evlerine davet ettiler. Kahvaltı hazırladılar. Kamplara götürdüler. Bu yaşadığım en özel anlardan biri oldu” şeklinde konuştu. Bu ailelerin kendisine sadece bir misafir gibi değil, ailelerinin bir parçası gibi davrandığını ve bu durumun kendisini çok mutlu ettiğini belirtti. Onlarla birlikte geçirdiği zamanların hayatının en güzel anıları arasında yer aldığını söyledi.
YENİ HEDEF: LİKYA YOLU
Karadeniz turunu tamamladıktan sonra yeni hedefinin Fethiye’den Antalya’ya uzanan 520 kilometrelik Likya Yolu olduğunu belirten Park, bu rotayı sonbaharda yürümeyi planladığını söyledi. “İnsanlar bana havanın daha serin olduğu bir mevsimde gitmemi tavsiye etti. Ben de bu meydan okumayı çok istiyorum” dedi. Likya Yolu’nun tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü olduğunu ve bu rotayı yürüyerek keşfetmek için sabırsızlandığını ifade etti. Ayrıca, Likya Yolu boyunca yeni insanlarla tanışmayı ve Türkiye’nin farklı kültürlerini daha yakından tanımayı umduğunu belirtti.
Kaynak: Haberts









