
Şok İtiraf! İnsanlık Hüsrana Mahkum mu? Asr Suresi Sırrı!
Yüce Allah’ın Asr Suresi’nde insanlığa bildirdiği büyük gerçek: Hüsran! İman, salih amel ve cihad ile bu kaderi değiştirmek mümkün mü? İşte detaylar…
İMANIN ÖNEMİ
İman, hüsrandan kurtuluşun ilk ve en önemli adımıdır. Tıpkı bir baraj gibi, imanı geçmeyen hüsrandan kurtulamaz. İmansız yapılan ameller ise kişiyi daha da tehlikeye sürükler. Kur’an-ı Kerim’de imansız amel sahipleri münafık olarak tanımlanır ve cezalarının daha ağır olacağı belirtilir. İman, icmali ve tafsili olmak üzere iki safhada bütünlük kazanır. İcmali iman, Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine şeksiz şüphesiz inanmaktır.
EZELDEKİ SÖZLEŞME
İnsanın imanının temeli, ezelde Rabbine verdiği sözle atılmıştır. Yüce Allah, Âdemoğullarının bellerinden zürriyetlerini alıp, onlara “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sormuş, onlar da “Evet, Rabbimizsin, şahidiz” demişlerdir. Bu sözleşme, hiçbir insanın “bilgisizdim, haberim yoktu” mazeretine sığınamamasına neden olur. Ancak bu sözleşme, imanın sadece mayasını oluşturur. Bu mayanın tutması ise insanın cüz-i iradesiyle ilgilidir.
CÜZ-İ İRADENİN ROLÜ
İnsan, “Evet, şahidiz” cevabıyla bir anlamda imtihana tabii olmayı da kabullenmiştir. Allah’ın Rabbliğini kabul etmekle mayalanmış imanının maya tutması için, kendisine verilen cüz-i iradeyi kullanacak ve böylelikle Asr suresindeki şartları yerine getirerek hüsrandan kurtulacaktır. İnsanın Rabbini inkar etmesinin bir anlamı yoktur. “Bilmiyordum” mazeretine sığınması da yersiz olacaktır. Hüsrandan kurtulmak için sadece cüz-i iradesini müspet yönde kullanması gerekir.
TAFSİLİ İMANIN DERİNLİKLERİ
İman hakikatinin şuuruna varan insan, onu güçlü bir şekilde kalbine yerleştirme gayreti içerisinde olacaktır. İman esaslarına şeksiz şüphesiz inanılacak. Fakat “kıstasları ve kaideleri nelerdir” bunu da inceden inceye öğrenmek mecburiyeti vardır. İşte buna “Tafsili iman” denir. Bu olmazsa, iman bütünlük arz etmez. Eksik imanla amel-i salih de işlenmez. Öte yandan iman, tam olsa dahi bu insanın hüsrandan kurtulmasına yetmeyecektir. İman, imtihanın sadece bir bölümüdür. Bir anlamda ilk barajdır. Birinci barajı geçen de öyle hemen cennete gidemiyor.
SALİH AMELİN ANLAMI
Sırada sâlih amel vardır. Bu hüsrandan kurtulmak için ya da Cennet’e gitmek için şarttır. Nedir Salih Amel? Namaz, oruç, hac, zekât, şahadet; sadakat, itaat, haramlardan sakınma, infak, güzel söz… Kısacası güzel ahlaklı ve adalet sahibi olmaktır. Salih amel, insanın ruhunu güzelleştir. Yaratana kul olmanın hazzını yaşatır. Samimi bir kalp ile Rabbe bağlanır insan. İç dünyasında kendi benliğini bulur. Salih amel aşılması gereken ikinci barajdır. Kurtuluş reçetesine yazılmış olan ikinci kalem ilaçtır. Peki, ikinci barajı geçmekle hüsrandan kurtulur mu insan?
HAKKI TAVSİYE VE CİHAD
Asr Suresi’ne göre sâlih amel işlemek de yetmeyecektir insanın cennet ehli olmasına. Ve üçüncü kalem ilaç gerektir ebedi saadetin reçetesine yazılması gereken. Üçüncü baraj da geçilmelidir ki Cennet makamına erişilsin. O, Hakk’ı ve sabr-ı tavsiye etmek yani cihaddır. Hüsrana uğramamak için başkalarını da kurtuluşa davet etmektir. Yani başkalarının da bizim gibi iman etmesi, inandıklarının ilmini alması ve de onları hayatına tatbik etmesi için tavsiyede bulunmaktır. Bu iş zor değildir. Çünkü ezelde her insanın fıtratına iman mayası zerk edilmiştir… Yani alt yapı hazırdır. Sadece maya tutması için ezelde verdiği sözün hatırlatılması gerekir. Bu, Müslüman’ın üzerine farzdır. Bu, Müslüman için üçüncü barajı da atlayarak hüsrandan kurtulmak ve Cennet’in tam ortasına düşmektir inşallah!







