
Ette Şok Dalga! Bakanlık Kriz Çözmek Yerine Kaos Mu Yaratıyor?
Türkiye’de et piyasası yangın yerine döndü. Kesim fiyatları kontrolden çıkarken, bakanlığın ithalat hamlesi krizi derinleştirmekle mi kalıyor? Üreticiler isyanda, tüketiciler kara kara düşünüyor.
KESİM FİYATLARINDAKİ REKOR ARTIŞ
Son haftalarda kesim fiyatlarında yaşanan görülmemiş artışlar, tüm dengeleri alt üst etti. Tüketici etiketlere bakmaya korkarken, üreticiler de artan maliyetler karşısında çaresiz durumda. Bakanlık, piyasadaki bu olağanüstü hareketliliğe baskı ve gözdağı ile müdahale etmeye çalışıyor. İddialara göre, bazı et firmaları ve besicilere, henüz kesimlik hale gelmemiş hayvanların erken kesilmesi yönünde baskı yapılıyor.
ERKEN KESİM FACİASI
Bakanlığın bu kararı, sektörde bomba etkisi yarattı. Uzmanlar, erken kesimin piyasaya daha az et girmesi anlamına geleceğini ve bu durumun uzun vadede telafisi mümkün olmayan arz sorunlarına yol açacağını belirtiyor. Bu durum, “yangına benzin dökmek” olarak nitelendiriliyor.
İTHAL HAYVANLAR NEREDE?
Et piyasasındaki temel sorunların başında hayvan arzında yaşanan büyük sıkıntılar geliyor. Bu sıkıntının en büyük nedeni ise besilik hayvan ithalatındaki akıl almaz gecikmeler. Alınan bilgilere göre, 2025 yılına ait ithal besiliklerin henüz üreticiye teslimi yapılmadı. Et ve Süt Kurumu (ESK) ise 2024 yılına ait ithalat programlarını bile tamamlayabilmiş değil. Geçtiğimiz yıl şubat ayında gelmesi beklenen hayvanlar ancak nisan ayında ulaşmıştı. Aynı kabus bu yıl da yaşanıyor.
FİYATLAR UÇUŞA GEÇTİ
Sektördeki bu kaotik durumun en acı sonucu ise et fiyatlarındaki durdurulamaz yükseliş oldu. Hayvancılığın kalbi olarak bilinen Kırşehir’de yağsız etin kilosu 500 TL’yi aşarken, yağlı etin fiyatı da 460 TL’ye dayandı. Besiciler, stokçuluk suçlamalarına sert tepki göstererek, esas sorunun hayvan arzının yönetilememesi olduğunu haykırıyor.
GÜNEY AMERİKA’DAN ŞOK İTHALAT KARARI
Et ve Süt Kurumu, Avrupa’dan yapılan karkas et ithalatında yaşanan düşüşü bahane ederek rotayı Güney Amerika’ya çevirdi. Kurumun, önümüzdeki günlerde 10 bin ton donuk et ithalatı için düğmeye basacağı iddia ediliyor. Avrupa’dan yapılan ithalat sözleşmelerindeki azalma, alternatif kaynaklara yönelmeyi zorunlu kılsa da, bu hamle yerli üreticiyi adeta canından bezdirecek.
İTHALAT KİMİN CEBİNİ DOLDURUYOR?
Sektör temsilcileri, yapılan et ithalatlarının yerli üreticiyi batırırken, sadece belirli ithalatçı grupların kasasını doldurduğunu iddia ediyor. Uzmanlar, ithalatın sadece krizi ertelediğini, sorunun köküne inilmediği sürece hiçbir çözüm üretilemeyeceğini vurguluyor. Ayrıca, donuk et ithalatının hem kalite hem de tüketici alışkanlıkları açısından yerli üretimin yerini tutamayacağı da bilinen bir gerçek.
BAKANLIK HEDEF TAHTASINDA
Tarım ve Orman Bakanlığı, yaşanan bu vahim durumun sorumlusu olarak üreticileri göstermeye devam ederken, sektördeki kriz yönetiminin tam bir fiyasko olduğu da gün gibi ortada. Bakanlığın baskıcı uygulamaları ve ithalata dayalı politikaları, günü kurtarmaya yönelik palyatif çözümler olarak görülüyor. Besiciler, bu yaklaşımların kendilerini hayvancılığı bırakma noktasına getirdiğini ve sürekli suçlanmanın sektöre olan güveni yerle bir ettiğini dile getiriyor.
SEKTÖRÜN FERYADI
Et fiyatlarının sürekli arttığı, üreticinin kan ağladığı, tüketicinin ise et alamaz hale geldiği bu acı tabloda, çözümün ithalat olmadığı, hayvancılığın planlı, sürdürülebilir ve üretici dostu politikalarla desteklenmesi gerektiği haykırılıyor. Besilik hayvan ithalatında şeffaflık, üreticinin desteklenmesi, piyasa regülasyonunun adil bir şekilde yürütülmesi şart. Aksi takdirde, Türkiye’nin et krizi daha da derinleşecek.









