
Mümtaz’er Türköne, Erdoğan-Bahçeli arasındaki buzdağının görünmeyen yüzünü araladı. İpler kopma noktasında mı? İmamoğlu’nun serbest kalması, Erdoğan için tek çare mi? İşte perde arkası…
BAHÇELİ’NİN ŞİFRELİ MESAJLARI: AKP’YE REST Mİ?
Mümtaz’er Türköne, Devlet Bahçeli’nin son açıklamalarının satır aralarını okuyarak, bunun AKP’ye yönelik sert bir uyarı niteliği taşıdığını iddia etti. Halk TV’ye verdiği röportajda, Bahçeli’nin sadece laf olsun diye konuşmadığını, aksine arka planda gerginliği azaltma amacı güttüğünü belirtti. Türköne, “Bahçeli’nin İmamoğlu’na yönelik operasyonlara karşı çıkması, bardağı taşıran son damla oldu,” dedi. Bu durum, iki lider arasındaki güvensizliğin derinleştiğinin en açık göstergesi olarak yorumlanıyor.
22 EKİM – 19 MART: SAVAŞIN KRONOLOJİSİ
Türköne, Erdoğan-Bahçeli ilişkilerinde yaşanan kırılma noktalarını tarihsel bir perspektifle ele aldı. 22 Ekim 2024’teki olayları Erdoğan’ın Bahçeli’ye karşı taktiksel bir manevrası olarak değerlendirirken, 19 Mart’taki gelişmelerin ise çözüm sürecini baltalayan bir hamle olduğunu vurguladı. “19 Mart, Erdoğan’ın kendi kalesine attığı goldü. O tarihten sonra ilişkilerde onarılmaz hasarlar oluştu,” şeklinde konuştu. Bu tarihler, iki lider arasındaki güç dengesinin sürekli değiştiği ve karşılıklı hamlelerle dolu bir satranç oyununun parçaları olarak öne çıkıyor.
ERDOĞAN’IN ÇIKIŞ YOLU: İMAMOĞLU’NA ÖZGÜRLÜK MÜ?
Mümtaz’er Türköne, Erdoğan’ın siyasi geleceğinin İmamoğlu’nun serbest bırakılmasına bağlı olduğunu savundu. 19 Mart operasyonunun Erdoğan’ın ayağına sıktığı bir kurşun olduğunu söyleyen Türköne, “Erdoğan, siyasi inisiyatifi yeniden ele almak istiyorsa, İmamoğlu’nu serbest bırakmak zorunda. Aksi takdirde, kaybetmeye mahkum,” ifadelerini kullandı. Bu senaryo, siyasi kulislerde bomba etkisi yarattı. Erdoğan’ın bu adımı atıp atmayacağı, merakla beklenen bir soru işareti olarak gündemde kalmaya devam ediyor.
AHMET TÜRK: ÇEKİŞMENİN SEMBOLÜ
Ahmet Türk’ün siyasi kariyeri, Erdoğan-Bahçeli çekişmesinin sembolik bir yansıması olarak görülüyor. Türköne, Türk’ün görevden alınması ve yerine kayyum atanmasının, keyfilik ve siyasi hesaplaşmanın bir örneği olduğunu belirtti. “Ahmet Türk, hem keyfiliğin hem de Erdoğan-Bahçeli kavgasının vücut bulmuş hali,” dedi. Türk’ün Bahçeli ile görüşmesine rağmen Erdoğan’ın heyetinde yer almaması gibi olaylar, bu durumu daha da belirginleştiriyor.
ÇÖZÜM SÜRECİ: DIŞ GÜÇLER DEVREDE Mİ?
Türköne, çözüm sürecinin artık sadece Türkiye’nin iç meselesi olmadığını, bölgesel ve küresel aktörlerin de sürece dahil olduğunu vurguladı. Bahçeli’nin hukuka dönüş çağrısının kritik önem taşıdığını belirten Türköne, “Çözüm süreci, artık uluslararası bir denklemin parçası haline geldi. Türkiye, bu denklemi doğru çözmek zorunda,” şeklinde konuştu. Dış güçlerin sürece etkisi, çözüm sürecinin geleceği hakkında önemli ipuçları veriyor.







