
Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ersan Başar, küresel ısınmanın kutuplar ve yüksek dağlardaki buzullar üzerindeki etkisinin son 10 yılda akıl almaz boyutlara ulaştığını açıkladı. Buzulların erimesiyle serbest kalan karbon ve metan gazları, gezegenimizi geri dönülmez bir felakete sürüklüyor!
BUZULLAR NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Buzullar, sadece su kaynaklarımız değil, aynı zamanda gezegenimizin iklimini düzenleyen kritik unsurlardır. Yüzeylerinden yansıttıkları güneş ışınları sayesinde aşırı ısınmayı engellerler. Ancak, küresel ısınma nedeniyle bu doğal mekanizma bozuluyor ve buzullar hızla eriyor. Bu erime, döngüsel bir etki yaratarak daha fazla ısınmaya ve daha fazla erimeye yol açıyor. Prof. Dr. Başar, buzulların kaybının sadece su kaynaklarını değil, aynı zamanda tarımı, biyolojik çeşitliliği ve ekosistem dengesini de tehdit ettiğini vurguluyor.
TÜRKİYE’DE BUZULLAR YOK OLUYOR!
Küresel ısınmanın etkileri sadece kutuplarda değil, Türkiye’de de dramatik bir şekilde hissediliyor. Prof. Dr. Başar, Türkiye’deki dağlarda da buzulların hızla eridiğine dikkat çekiyor: “5 bin metre rakım üzerindeki dağlarımızda da buzullar yoğun şekilde eriyor. Erciyes Buzulu tamamen yok oldu. Kaçkarlar’daki buzullar ciddi oranda küçüldü. Cilo-Sat Dağları ve Ağrı Dağı’nda da benzer erime süreci gözlemleniyor.” Bu durum, küresel ısınmanın etkilerinin artık ülkemizde de doğrudan yaşandığını gösteriyor.
KARBON VE METAN GAZLARI: İKLİM BOMBASI
Buzulların erimesiyle birlikte milyonlarca yıldır donmuş halde bulunan karbon ve metan gazları atmosfere salınıyor. Metan, karbondioksitten çok daha güçlü bir sera gazı olduğu için, bu durum küresel ısınmayı katlanarak artırıyor. Prof. Dr. Başar, erimeyle ortaya çıkan bu gazların atmosferde ısıyı tutarak dünyanın daha da ısınmasına neden olduğunu belirtiyor. Bu durum, iklim değişikliğini artık aralıklı değil, sürekli bir sürece dönüştürüyor.
GELECEK NE GÖSTERİYOR?
Buzulların erimesiyle birlikte deniz seviyesi yükseliyor, kıyı bölgeleri sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Tarım alanları kuraklaşıyor, su kaynakları azalıyor ve aşırı hava olayları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Prof. Dr. Başar, bu durumun sadece bir çevre sorunu olmadığını, aynı zamanda küresel ölçekte ekonomik ve sosyal sonuçları olan bir kriz olduğunu vurguluyor. İnsanlığın bu felaketi önlemek için acilen harekete geçmesi gerekiyor. Aksi takdirde, gelecek nesilleri yaşanabilir bir dünya bırakmak mümkün olmayacak.
NASIL HAREKETE GEÇMELİYİZ?
Bireysel olarak enerji tüketimimizi azaltarak, toplu taşıma araçlarını kullanarak veya bisiklete binerek, sürdürülebilir ürünler tercih ederek ve ağaç dikerek küresel ısınmaya karşı mücadeleye katkıda bulunabiliriz. Aynı zamanda, hükümetleri ve şirketleri daha çevreci politikalar uygulamaya teşvik etmeli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmalarını sağlamalıyız. Unutmayalım ki, geleceğimiz buzul erimesini durdurmak için göstereceğimiz çabaya bağlı.
Kaynak: Haberts









