
Dolar ve Euro rekor üstüne rekor kırarken, ekonomistler acil durum senaryolarını masaya yatırdı. Türkiye’yi bekleyen tehlikeler ve uzmanların çarpıcı yorumları…
DÖVİZDEKİ YÜKSELİŞİN NEDENLERİ: KONTROL DIŞI MI?
Doların 41,3 TL ve Euro’nun 49 TL seviyelerini aşması, piyasalarda büyük bir tedirginlik yarattı. Bu ani yükselişin arkasında yatan nedenler, küresel ekonomik dalgalanmaların yanı sıra Türkiye’nin iç dinamikleriyle de yakından ilişkili. Enflasyonun yüksek seyretmesi, Merkez Bankası’nın faiz politikaları ve jeopolitik riskler, döviz kurları üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Piyasalar, hükümetin ve Merkez Bankası’nın bu duruma nasıl bir çözüm bulacağını merakla bekliyor.
ÜNLÜ EKONOMİSTTEN ŞOK DEVALÜASYON UYARISI
Brookings Enstitüsü Başekonomisti Robin Brooks’un Türkiye ekonomisi hakkındaki sert eleştirileri gündeme bomba gibi düştü. Brooks, Türkiye’nin uyguladığı ekonomik politikaların sürdürülemez olduğunu ve kaçınılmaz bir devalüasyona yol açacağını iddia ediyor. Ona göre, Türkiye’nin cari açığı, Merkez Bankası rezervleriyle finanse edilmeye çalışılıyor ve ülke imkanlarının ötesinde yaşıyor. Bu durum, Türkiye’yi sürekli bir döviz krizi döngüsüne hapsediyor. Brooks’un bu çarpıcı yorumları, Türkiye ekonomisinin geleceği hakkında ciddi endişeler yaratıyor.
SERBEST PİYASA MI, YOKSA YÖNLENDİRİLEN KUR MU?
Stratejistanbul Financial Solutions Baş Stratejisti Dr. Atahan Çelebi, Türkiye’deki kur sisteminin işleyişi hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Çelebi’ye göre, Türkiye’de resmi olarak serbest kur rejimi uygulanmasına rağmen, Merkez Bankası ve hükümetin müdahaleleriyle sistem “yönlendirilen parite” gibi işliyor. Bu durum, piyasanın tam anlamıyla serbest olmadığı ve politika yapıcıların hamlelerinin fiyatlamalarda etkili olduğu anlamına geliyor. Bu durum, yatırımcılar için belirsizlik yaratırken, uzun vadeli planlama yapmayı da zorlaştırıyor.
YIL SONU DOLAR TAHMİNLERİ ALARM VERİYOR
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Eylül 2025 Piyasa Katılımcıları Anketi, döviz kurları hakkında karamsar bir tablo çiziyor. Ankete göre, yıl sonu dolar kuru beklentisi 43,85 TL, 12 ay sonrası beklenti ise 48,96 TL olarak belirlendi. Bu tahminler, mevcut seviyelerden daha yüksek kur öngörüyor ve TL’nin değer kaybının süreceği sinyalini veriyor. Piyasaların bu beklentisi, yatırımcıları tedirgin ederken, hükümetin bu duruma nasıl bir tepki vereceği merak konusu.
SİYASİ BELİRSİZLİK PİYASALARI NASIL ETKİLİYOR?
Ekonomik göstergelerin yanı sıra, siyasi gelişmeler de piyasalar üzerinde önemli bir etkiye sahip. Son aylarda Borsa İstanbul’da yaşanan dalgalanmalar, siyasi risklerin yatırımcı güvenini nasıl etkilediğini açıkça gösteriyor. Siyasi olaylar ve yargı süreçleri, borsada ani iniş çıkışlara neden olurken, yatırımcılar da temkinli davranmaya başlıyor. Bu durum, uzun vadeli yatırımların önünü tıkarken, ekonominin genel istikrarı için de risk oluşturuyor.
DEVALÜASYON KAPIDA MI? UZMANLAR NE DİYOR?
Türkiye’nin devalüasyon riskine karşı karşıya olup olmadığı, ekonomi çevrelerinde sıkça tartışılan bir konu. Robin Brooks gibi bazı ekonomistler, devalüasyonun kaçınılmaz olduğunu savunurken, yerel uzmanlar ise kurların kontrollü bir şekilde yükseldiğini ve sert bir devalüasyon yerine kademeli bir değer kaybı yaşandığını belirtiyor. Hükümetin hedefi, ani bir şok yerine kontrollü kur artışıyla ekonomiyi dengelemek. Ancak siyasi belirsizlikler ve dış borç baskısı, bu dengeyi bozabilir ve devalüasyon riskini artırabilir.









