
Açıklama: İstanbul’da av yasağı kalktı, balıkçılar “Vira Bismillah” dedi. Ancak uzmanlar sürdürülebilir avlanma ve iklim değişikliğinin etkileri konusunda uyarıyor. Denizlerde bu yıl balık bereketi mi yaşanacak, yoksa deniz canlıları için bir felaket mi başlayacak?
DENİZLERDE UMUT VE ENDİŞE BİR ARADA
İstanbul’da balıkçılık sezonu, uzun bir bekleyişin ardından nihayet başladı. 15 Nisan’dan beri devam eden av yasağının sona ermesiyle birlikte, balıkçılar teknelerini hazırlayarak denize açılmak için sabırsızlandı. Geleneksel “Vira Bismillah” dualarıyla denize açılan balıkçılar, yeni sezonun bereketli geçmesini umut ediyor. Ancak uzmanlar, kontrolsüz avlanmanın ve iklim değişikliğinin deniz ekosistemine verdiği zararlar konusunda endişeli.
BEYKOZ’DA TÖRENLE SEZON AÇILIŞI
Yeni sezonun açılış töreni, Beykoz Poyrazköy Balıkçı Barınağı’nda gerçekleştirildi. Törene İstanbul Valisi Davut Gül ve İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar da katılarak balıkçılara destek verdi. Vali Gül, konuşmasında sürdürülebilir balıkçılığın önemine vurgu yaparak, “Altın yumurtlayan tavuğu kesmemeliyiz” uyarısında bulundu. Ancak bu uyarı, bazı balıkçıların geçmiş yıllardaki hatalı avlanma alışkanlıklarını sürdürmesi durumunda ne gibi sonuçlar doğurabileceği sorusunu akla getiriyor.
İSTANBUL’UN BALIKÇILIKTAKİ STRATEJİK ÖNEMİ
İstanbul, hem coğrafi konumu hem de zengin su kaynakları sayesinde Türkiye’nin en önemli balıkçılık merkezlerinden biri. 661 kilometrelik kıyı şeridi ve Boğazlar, birçok balık türünün göç yolu üzerinde bulunuyor. Kentte kayıtlı 2 binden fazla balıkçı teknesi ve 18 binden fazla ruhsatlı balıkçı bulunuyor. Ayrıca Gürpınar Su Ürünleri Hali, Avrupa’nın en büyük balık hali olarak hem iç pazara hem de uluslararası ticarete büyük katkı sağlıyor. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir bir şekilde kullanılması, gelecek nesiller için hayati önem taşıyor.
VALİ GÜL’DEN ÇARPICI BENZETME: ALTIN YUMURTLAYAN TAVUK
İstanbul Valisi Davut Gül’ün açılış törenindeki konuşması, balıkçılık sektörünün geleceği açısından kritik mesajlar içeriyordu. Vali Gül, “Sürdürülebilirlik diyoruz ya. Altın yumurtlayan tavuk meselesi var. Balıkçılık sektörü de bunun en güzel örneği. Eğer kurallara uymazsak altın yumurtlayan tavuğu kesmiş oluruz” ifadeleriyle, doğal kaynakların korunmasının ve bilinçli avlanmanın önemini vurguladı. Bu benzetme, balıkçıların kısa vadeli çıkarlar yerine uzun vadeli düşünmeleri gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.
BALIKÇILAR UMUTLU, UZMANLAR TEDİRGİN
Balıkçılar, uzun süren yasağın ardından yeniden denize açılmanın heyecanını yaşarken, bu yıl hamsi, palamut, lüfer ve istavrit gibi türlerde bereketli bir sezon bekliyor. Ancak uzmanlar, iklim değişikliği, deniz kirliliği ve aşırı avlanma gibi faktörlerin balık popülasyonunu olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle bazı bölgelerde görülen aşırı avlanma, deniz canlılarının üreme alanlarını tahrip ederek ekosistemi tehdit ediyor.
DENETİMLER ARTIRILIYOR, CEZALAR KESİLİYOR
İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, av sezonu boyunca 7 gün 24 saat esasına göre denetimlerin devam edeceğini açıkladı. Yasa dışı avcılıkla mücadele kapsamında, hem denizlerde hem de balık hallerinde sıkı kontroller yapılacak. 2024 yılında yapılan denetimlerde avlanma yasağına uymayan teknelere cezalar kesildi ve usulsüz yakalanan balıklara el konuldu. Ancak denetimlerin etkinliği ve caydırıcılığı, yasa dışı avlanmanın önüne geçmek için yeterli mi?
DEVLET DESTEKLERİ DEVAM EDİYOR
Küçük ölçekli balıkçılar ve kadın balıkçılar, devletin sağladığı desteklerden yararlanmaya devam ediyor. Bu destekler, balıkçıların ekonomik yükünü hafifletirken sektöre sürdürülebilirlik katmayı amaçlıyor. Ancak desteklerin doğru ve etkin bir şekilde kullanılması, amacına ulaşması için büyük önem taşıyor.
BALIKÇILARIN GELECEĞİ NASIL ŞEKİLLENECEK?
İstanbul’da balıkçılık sektörünün geleceği, hem balıkçıların bilinçli avlanma alışkanlıklarına hem de devletin etkin denetim ve destek politikalarına bağlı. Sürdürülebilir bir balıkçılık için, denizlerin korunması, yasa dışı avlanmanın önlenmesi ve iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele edilmesi gerekiyor. Aksi takdirde, İstanbul’un zengin su kaynakları ve balıkçılık potansiyeli, geri dönüşü olmayan bir şekilde yok olabilir.









