
Mahfi Eğilmez, Kur Korumalı Mevduat sisteminin Türkiye ekonomisine 58,9 milyar dolarlık bir maliyet yüklediğini açıkladı.
KKM’NİN DOĞUŞU: AMACI NEYDİ?
2021 yılının Aralık ayında Türkiye ekonomisine dâhil edilen Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminin temel amacı, yükselen döviz talebini dizginlemek ve Türk Lirası mevduatlarını yatırımcılar için daha cazip bir hale getirmekti. Bu sistemin işleyiş prensibi basitti: Vade sonunda döviz kuru ile faiz getirisi arasında bir fark oluşması durumunda, bu farkın ya Hazine tarafından ya da Merkez Bankası tarafından karşılanması öngörülüyordu. Ancak, bu basit görünen mekanizma, zamanla ekonomiye derin ve karmaşık etkiler yaratmaya başladı.
EĞİLMEZ’DEN KRİTİK DEĞERLENDİRME: FATURA AĞIR
Ekonomist Mahfi Eğilmez, KKM’nin mali boyutunu ele aldığı son analizinde, bu sistemin Türkiye ekonomisine en az 58,9 milyar dolarlık bir yük getirdiğini vurguladı. Bu rakam, sistemin sadece başlangıç maliyetini değil, aynı zamanda uzun vadeli ekonomik etkilerini de gözler önüne seriyor. Eğilmez’in değerlendirmesi, KKM’nin Türkiye ekonomisi üzerindeki yükünü daha net anlamamızı sağlıyor ve bu sistemle ilgili tartışmaları alevlendiriyor.
HAZİNE’NİN SIRTINDAKİ YÜK: MİLYARLARCA DOLARLIK AÇIK
Eğilmez’in detaylı hesaplamalarına göre, KKM sistemi Hazine bütçesine doğrudan maliyetler bindirerek önemli bir yük oluşturdu. Sadece 2022 yılında 92,5 milyar TL ve 2023 yılında 59,5 milyar TL ödeme yapıldı. Bu ödemelerin toplamı, yaklaşık 8,7 milyar dolarlık bir doğrudan Hazine maliyeti anlamına geliyor. Eğilmez, bu maliyetin zaten yüksek olan kamu borçlanma ihtiyacını daha da artırdığını ve bütçe dengeleri üzerinde ciddi bir baskı yarattığını belirtiyor. Bu durum, Hazine’nin mali kaynaklarını zorlayarak gelecekteki yatırımlar ve kamu hizmetleri için ayrılacak kaynakları azaltma potansiyeli taşıyor.
MERKEZ BANKASI’NIN ZARARINDA KKM ETKİSİ: BÜYÜK RİSK
KKM’nin mali yükü sadece Hazine ile sınırlı kalmadı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2023 yılında 818,2 milyar TL ve 2024 yılında 700,4 milyar TL zarar açıklaması, dikkatleri KKM’ye çevirdi. Eğilmez’e göre, bu zararların büyük bir kısmı KKM sisteminden kaynaklandı. Merkez Bankası’nın KKM nedeniyle oluşan toplam maliyeti 50,2 milyar dolar olarak hesaplandı. Bu durum, KKM’nin sadece bütçe değil, aynı zamanda Merkez Bankası’nın bilançolarını da olumsuz etkilediğini gösteriyor. Bu durum, ekonomik istikrarı tehdit edebilecek bir risk faktörü olarak değerlendiriliyor.
TOPLAM MALİYET: SINIRLAR AŞILDI
Hazine ve TCMB verilerinden yapılan kapsamlı hesaplamalar sonucunda, KKM’nin toplam maliyetinin 58,9 milyar doları aştığı tespit edildi. Eğilmez, bu rakamın vergi kayıpları, carry trade etkileri ve dolaylı maliyetler de hesaba katıldığında çok daha yüksek bir seviyeye ulaşabileceğini vurguluyor. Ayrıca, sistemde halen 440,5 milyar TL (10,9 milyar dolar) bakiye bulunuyor, bu da maliyetlerin devam edeceği anlamına geliyor. Bu durum, KKM’nin ekonomik yükünün gelecekte daha da artabileceğine işaret ediyor.
ŞEFFAFLIK ÇAĞRISI: VERİLER NEREDE?
Eğilmez, Hazine’nin KKM ödemelerine dair verileri şeffaf bir şekilde açıkladığını, ancak aynı yaklaşımın TCMB’den gelmediğini belirtiyor. Ekonomist, “Hazine ve Maliye Bakanlığı, KKM’den kendisine düşen ödemeleri nasıl kuruşuna kadar hesaplayıp yayınladıysa, aynı işi TCMB’nin de yapması gerekir. Bu, şeffaflık politikasının bir gereğidir” şeklinde konuştu. TCMB’nin de aynı şeffaflıkla hareket etmesi, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve hesap verebilirliğin sağlanması açısından büyük önem taşıyor.
VERGİ KAYIPLARI: GÖZDEN KAÇAN MALİYET
Eğilmez’in dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise vergi kayıpları oldu. Normal şartlarda bankaların mevduat faizleri üzerinden vergi ödemesi gerektiğini hatırlatan uzman, KKM sayesinde bu yükün Hazine ve TCMB üzerine bindirildiğini belirtti. Bu nedenle, Hazine gelir elde etmek yerine ciddi bir maliyet üstlenmiş oldu. Vergi kayıplarının da hesaba katılması, KKM’nin gerçek maliyetinin daha doğru bir şekilde belirlenmesine yardımcı olacaktır.
CARRY TRADE ETKİSİ VE BORÇLANMA BASKISI: DÖVİZDEKİ DALGALANMA
Ekonomist, KKM’nin bir diğer olumsuz etkisinin carry trade mekanizması üzerinden ortaya çıktığını aktardı. Yabancı yatırımcıların, faiz-döviz farkından kazanç sağlayarak Türkiye’den çıkış yapmaları, döviz rezervleri üzerinde baskı oluşturdu. Ayrıca, Hazine’nin bu yükü finanse edebilmek için daha fazla borçlanmaya gitmek zorunda kalacağı da vurgulandı. Bu durum, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacını artırarak ekonomik kırılganlığı daha da artırabilir.
EKONOMİYE UZUN VADELİ ETKİLER: GELECEK NASIL ŞEKİLLENECEK?
Mahfi Eğilmez’e göre KKM, kısa vadede döviz talebini frenlemiş gibi görünse de uzun vadede bütçe disiplini ve para politikası üzerinde ağır yükler bıraktı. Faiz kararlarının piyasa dinamiklerine göre değil, sistemin maliyetine göre alınması, Türkiye ekonomisinin kırılganlığını artırdı. Bu durum, gelecekte ekonomik istikrarı sağlamak için daha dikkatli ve sürdürülebilir politikaların uygulanması gerektiğini gösteriyor.









