
İstanbul’u Sarsan Gerçek: Deprem Değil, Beton Tabutlar Korkutuyor!
17 Ağustos 1999 Gölcük depremi, ardından Van depremleri… Acı kayıplar yaşandı, ders alınmadı. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinde ise yüreğimiz bir kez daha dağlandı, on binlerce can toprağa verildi. Kumburgaz çukurunda yaşanan 6,2 büyüklüğündeki son deprem ise, İstanbul’da yaşayanların travmasını bir kez daha gün yüzüne çıkardı.
DEPREM GERÇEĞİ VE İSTANBUL PSİKOLOJİSİ
Her deprem sonrası televizyon ekranlarında yankılanan “Büyük İstanbul depremi geliyor!” sözleri, İstanbulluların psikolojisini derinden etkiliyor. Son depremde yaşanan panik, bu korkunun ne denli derinlere işlemiş olduğunu gözler önüne serdi. İnsanlar evlerinden atladı, binlerce kişi şehri terk etmeye çalıştı, trafik felç oldu.
KORKUMUZ DEPREM Mİ, GÜVENİLMEZ BİNALAR MI?
Türkiye bir deprem ülkesi. Ancak asıl korkumuz deprem değil, başımızı soktuğumuz yapılar. Milyonlarca lira ödeyerek satın aldığımız evlere güvenemiyoruz. Peki neden? Neden bu kadar para verdiğimiz, rant uğruna yapılan binalara güvenimiz yok?
DENETİM EKSİKLİĞİ VE MÜTEAHHİT VURDUMDUYMAZLIĞI
Oysa ki, boğazımızdan kıstığımız, bir umut ile aldığımız evlere güvenmemiz gerekiyor. Ancak biliyoruz ki ne denetleme mekanizması doğru düzgün işliyor, ne de müteahhitlerin para hırsı, insan hayatından daha değerli. İnsanların hayatından elde edilen kazanımlar, maalesef daha ön planda tutuluyor.
GÜVENLİ YAPILAR İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ
Deprem kuşağında yaşadığımız gerçeğiyle yüzleşmeli ve güvenli yapılar inşa etmek için gerekli adımları atmalıyız. Denetim mekanizmalarını güçlendirmeli, müteahhitlerin sorumluluklarını yerine getirmesini sağlamalıyız. Artık “beton tabutlar” inşa etmekten vazgeçmeli, insan hayatını her şeyin üstünde tutmalıyız. Aksi takdirde, her depremde aynı acıları yaşamaya devam edeceğiz.







