
Merkez Bankası’nın Faiz Oyunu Mu? Eğilmez’den Şok İddia!
Ünlü ekonomist Mahfi Eğilmez, Merkez Bankası’nın faiz kararını değerlendirerek şaşırtıcı bir iddiada bulundu: “Görüntüde artış var, ama gerçekte faizler düşüyor!”
MERKEZ BANKASI’NIN FAİZ KARARI: YÜZEYDE ARTIŞ, DERİNLERDE DÜŞÜŞ MÜ?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son faiz kararı, ekonomi çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Politika faizini yüzde 42,5’ten yüzde 46’ya yükseltmesi, ilk bakışta sıkılaşma yönünde bir adım olarak algılandı. Ancak, eski Hazine Müsteşarı ve deneyimli ekonomist Mahfi Eğilmez, bu kararın ardında farklı bir gerçeklik olduğunu savunuyor. Kişisel blogunda yayımladığı analizde Eğilmez, yapılan uygulama değişikliği ile birlikte aslında faizlerde küçük bir düşüş yaşandığını iddia etti. Bu görüş, faiz artırımının piyasaları sakinleştirme ve enflasyonu kontrol altına alma hedeflerine hizmet edip etmediği sorusunu gündeme getiriyor.
EĞİLMEZ’DEN DİKKAT ÇEKEN ANALİZ: GÖRÜNTÜ İLE GERÇEK ARASINDAKİ FARK
Eğilmez, “Merkez Bankası Aslında Ne Yaptı?” başlıklı yazısında, TCMB’nin faiz oranlarında yaptığı değişikliklerin detaylı bir analizini sunuyor. Daha önce TCMB’nin gecelik borç verme yoluyla yüzde 46 faiz uyguladığını hatırlatan Eğilmez, bu oranın haftalık faiz hesaplamasıyla kıyaslandığında daha yüksek bir maliyet oluşturduğunu belirtiyor. Yeni uygulamada ise Merkez Bankası’nın haftalık repo ihalesine geri dönerek aynı oranda (%46) faiz açıklasa da, bu yöntemle verilen borcun maliyetinin yıllık bileşik olarak daha düşük olduğunu vurguluyor. Eğilmez’e göre, bu durum faiz oranlarında küçük de olsa bir düşüş anlamına geliyor. Bu analiz, Merkez Bankası’nın iletişim stratejisi ve piyasa algısı yönetimi açısından önemli soruları beraberinde getiriyor.
UYGULAMA DEĞİŞİKLİĞİNİN ARKA PLANI: FAİZ ARTIRIMI ALGISI MI YARATILMAK İSTENİYOR?
Mahfi Eğilmez, yapılan değişikliğin sadece faiz oranıyla değil, uygulama biçimiyle ilgili olduğunu vurguluyor. “İlk bakışta faiz değişmemiş, sadece yöntem değişmiş gibi görünüyor. Ancak gerçekte gecelik yüzde 46 faiz, haftalık yüzde 46 faizden daha yüksek. Yani küçük de olsa bir düşüş var” ifadeleriyle durumun karmaşıklığına dikkat çekiyor. Bu durum, Merkez Bankası’nın faiz artırımı algısı yaratarak piyasaları sakinleştirmeye mi çalıştığı sorusunu akıllara getiriyor. Eğilmez’in analizi, Merkez Bankası’nın kararlarının sadece sayısal değerlerle değil, uygulama yöntemleri ve piyasa etkileşimleri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
MERKEZ BANKASI’NA İTİBAR UYARISI: TUTARLILIK VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK VURGUSU
Eğilmez, yazısında Merkez Bankası’nın tutarlılık ilkesine de dikkat çekiyor ve sürekli yöntem değiştirmenin para politikasında öngörülebilirlik ilkesine zarar verdiğini ifade ediyor. Eğilmez’e göre TCMB, hangi yöntem üzerinden faiz belirliyorsa, o yöntemi açıkça sürdürmeli ve dünya piyasalarıyla da şeffaf bir şekilde uyum içinde olmalı. Bu uyarı, Merkez Bankası’nın kredibilitesi ve piyasaların güveni açısından büyük önem taşıyor. Zira, öngörülebilir bir para politikası, yatırımcıların karar alma süreçlerini kolaylaştırır ve ekonomik istikrarın sağlanmasına katkıda bulunur. Eğilmez’in bu uyarısı, Merkez Bankası’nın iletişim stratejilerini ve politika uygulama yöntemlerini gözden geçirmesi gerektiğinin altını çiziyor.









