
Eurostat verileri Türkiye’deki kırmızı et fiyatlarının alım gücüne etkisini gözler önüne serdi. Bir kilo et için 6 saat mesai, Avrupa’da şok etkisi yarattı.
ASGARİ ÜCRET VE ET ALIM GÜCÜ: TÜRKİYE SON SIRADA
Eurostat’ın yayımladığı çarpıcı rapor, Türkiye’de asgari ücretle çalışan bir vatandaşın 1 kilogram dana eti alabilmek için tam 6 saat çalışması gerektiğini ortaya koydu. Bu süre, Avrupa ülkeleri arasında en yüksek değer olarak kayıtlara geçti. Türkiye, bu veriyle dana eti erişiminde en düşük alım gücüne sahip ülke konumuna yerleşti. Bu durum, asgari ücretin yetersizliğini ve et fiyatlarındaki anormal artışı açıkça gösteriyor.
AVRUPA’DA DURUM NASIL? ET ULAŞILABİLİR LÜKS MÜ?
Rapora göre, Avrupa’da et alım gücü Türkiye’ye kıyasla oldukça yüksek. Bulgaristan’da 1 kg dana eti için yaklaşık 3 saat çalışmak yeterliyken, Hollanda’da bu süre 0,8 saate, İrlanda’da ise sadece 0,7 saate düşüyor. Bu, Türkiye ile Batı Avrupa ülkeleri arasında kırmızı et alım gücü açısından neredeyse 10 katlık bir uçurum olduğunu gösteriyor. Avrupa’da et, temel bir gıda maddesi olarak kabul edilirken, Türkiye’de lüks tüketim kategorisine girmeye başladı.
PİYASALARDAKİ HAREKETLİLİK VE FİYAT ARTIŞI ENDİŞESİ
Et sektöründeki büyük firmaların açıkladığı kesim fiyatları, önümüzdeki dönemde et fiyatlarının daha da artabileceği endişesini beraberinde getiriyor. Tarım yazarları, bu artışların kısa sürede raflara yansıyacağını ve tüketicinin alım gücünü daha da zorlayacağını belirtiyor.
ET FİYATLARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER: NEDEN BU KADAR PAHALI?
Tarım ve hayvancılık uzmanları, et fiyatlarının yüksek olmasının temel nedenlerini şöyle sıralıyor: Yem fiyatlarındaki artış, döviz kurundaki dalgalanmalar, canlı hayvan ithalatına bağımlılık ve hayvancılık sektöründeki yapısal sorunlar. Bu faktörler bir araya geldiğinde, hem üretici hem de tüketici için sürdürülebilir bir durumun ortadan kalktığı görülüyor.
ASGARİ ÜCRETLİ İÇİN ET LÜKS OLDU: SOSYOEKONOMİK EŞİTSİZLİK DERİNLEŞİYOR
Gıda enflasyonu karşısında ezilen vatandaşlar, et alışverişini artık sadece kasap vitrinlerinden izlemekle yetiniyor. Asgari ücretle geçinen bir ailenin temel gıda ihtiyacı olan eti bile karşılayamaması, sosyoekonomik eşitsizliklerin ne kadar derinleştiğinin acı bir göstergesi. Kırmızı et tüketimindeki düşüş, bu durumun sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal sonuçları olduğunu da ortaya koyuyor. Uzmanlar, et tüketiminin azalmasının halk sağlığı açısından uzun vadeli olumsuz etkileri olabileceği konusunda uyarıyor.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ: ET ULAŞILABİLİR HALE NASIL GELEBİLİR?
Tarım politikalarında uzun vadeli planlamalar yapılmadan bu tablonun değişmeyeceği vurgulanıyor. Çözüm önerileri arasında küçük üreticinin desteklenmesi, yem ve veterinerlik giderlerinin sübvanse edilmesi, et ve süt regülasyon kurumlarının daha aktif rol alması ve tüketici kooperatiflerinin yaygınlaştırılması gibi adımlar ön plana çıkıyor. Bu adımların atılmaması durumunda, Türkiye’de etin sadece zenginlerin sofralarını süslediği bir “lüks tüketim” ürünü haline gelmesi kaçınılmaz görünüyor.
VATANDAŞLAR NE DİYOR? KIRMIZI ETTE ADALET ÇAĞRISI
Sosyal medyada birçok vatandaş, dana etinin kilosunun 600 TL’ye dayandığını ve bu fiyatlarla ayda bir bile et almanın hayal olduğunu dile getiriyor. “Et yemek bizim de hakkımız” diyen vatandaşlar, devletin bu konuya daha fazla müdahale etmesini ve çözüm üretmesini talep ediyor.









