
Şirket sayısındaki değişim ekonominin nabzını tuttu
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından açıklanan Şubat 2025 verilerine göre, kurulan şirket sayısında çarpıcı bir düşüş yaşandı. Şubat ayında ülke genelinde 9 bin 131 yeni şirket kuruldu, bu rakam bir önceki aya göre yüzde 17,3 oranında bir azalmaya denk geliyor. Aynı dönemde gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 14, kooperatif sayısı ise yüzde 10,2 artış kaydetti. Bu durum, şirket kurulumlarında özellikle özel sektörde dikkatli bir bekleyişin olduğuna işaret ediyor.
Kapanan şirket oranlarında gerileme var ama yeterli değil
2025 Şubat ayında kapanan şirket sayısı 1.720 olarak açıklandı. Bu da bir önceki aya göre yüzde 12 oranında bir düşüş anlamına geliyor. Kooperatif kapanışları yüzde 42,7, gerçek kişi ticari işletmelerin kapanışı yüzde 38 oranında azaldı. Geçen yılın aynı ayına göre kıyaslandığında ise kurulan şirket sayısı yüzde 8,7, kooperatif sayısı yüzde 20,7 oranında azalırken, gerçek kişi işletme sayısı yüzde 7,7 arttı.
Ticaret sektörü kapanışlarda zirvede
TOBB verilerine göre, kapanan şirketlerin sektörel dağılımında öne çıkan alan yine toptan ve perakende ticaret oldu. Bunu inşaat sektörü ile imalat izledi. Bu tablo, enflasyon baskısı altında çalışan KOBİ’lerin ve esnafın zor bir dönemden geçtiğini ortaya koyuyor. Kurulan şirketlerin sektör bazlı dağılımında ise ilk sırada hizmet sektörü yer alıyor. Bu durumu, dijital dönüşüm ve teknoloji tabanlı girişimlerin artışıyla da açıklamak mümkün.
Ülkede güvensizlik yeni girişimleri baskılıyor
Ekonomik belirsizlikler, küresel talepteki daralmalar, enflasyonun sürmesi ve artan faiz oranları gibi nedenler şirket kurma kararında gözle görülür bir temkinliliğe neden oldu. Özellikle siyasetteki dalgalanmalar ve finansal piyasalardaki dengesizlikler, yatırımcıların bekle-gör stratejisini benimsediğini ortaya koyuyor. Kapanan şirketlerin sayısında düşüş olsa da önemli olan şirketlerin sürdürülebilirliği ve piyasada kalıcılığı. Bunun için ise maliyetlerin dengelenmesi, kredi imkanlarının yeniden şekillendirilmesi ve öngörülebilirliğin artması kritik önem taşıyor.
ŞU ANA KADAR AÇIKLANAN ÇARPICI VERİLER:
Şubat 2025’te 9.131 şirket kuruldu, bu bir önceki aya göre %17,3 düşüş.
Kapanan şirket sayısı 1.720, bu da %12’lik bir azalma.
Gerçek kişi ticari işletme kapanışı %38 oranında geriledi.
En çok kapanan şirket toptan ve perakende ticaret alanında.
Kooperatif kapanışlarında %42,7 oranında azalma var.
EKONOMİ İÇİN UYARI: ÇÖZÜM ÜRETİM VE FİNANSMAN POLİTİKALARINDA
Ekonomistler, şirket kurulumu ve kapanma oranlarındaki oynaklığın, ekonomide yapısal sorunlara işaret ettiğini belirtiyor. Kur ve faiz dengesizliği, artan girdi maliyetleri ve öngörülemeyen vergi politikaları, şirketleri uzun vadeli plan yapamaz hale getiriyor. Uzmanlara göre, finansmana erişim kolaylaştırılmazsa yeni girişimlerin önü kesilecek. Bu da işsizlik oranını arttırabilir ve ekonomik büyümeyi sekteye uğratabilir. Hükümetin acil önlemler alması ve ekonomik istikrarı sağlaması, şirketlerin geleceği için hayati önem taşıyor. Aksi takdirde, Türkiye ekonomisi daha da zorlu bir sürece girebilir. Yatırımcıların güvenini yeniden kazanmak ve piyasalarda istikrarı sağlamak için kapsamlı bir ekonomik reform paketi hazırlanması gerektiği vurgulanıyor.
DEVLET DESTEKLERİ YETERSİZ Mİ?
Şirketlerin yaşadığı bu zorlu süreçte devletin sağladığı desteklerin yeterliliği de tartışma konusu. Birçok KOBİ, devletin sunduğu kredi ve teşviklere ulaşmakta zorlandığını belirtiyor. Bürokratik engeller, teminat sorunları ve karmaşık başvuru süreçleri, KOBİ’lerin bu desteklerden yararlanmasını engelliyor. Bu durum, devletin KOBİ’lere yönelik destek politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor. Daha etkin ve kolay erişilebilir destek mekanizmalarının oluşturulması, KOBİ’lerin ayakta kalması ve büyümesi için kritik önem taşıyor.
SEKTÖREL ANALİZ: HANGİ SEKTÖRLER DAHA ÇOK ETKİLENDİ?
TOBB verileri, bazı sektörlerin diğerlerine göre daha fazla etkilendiğini gösteriyor. Özellikle inşaat sektörü ve perakende ticaret, kapanış oranlarında öne çıkıyor. İnşaat sektöründeki yavaşlama, artan maliyetler ve konut talebindeki düşüşle ilişkilendiriliyor. Perakende sektöründeki zorluklar ise artan rekabet, e-ticaretin yükselişi ve tüketicilerin harcama alışkanlıklarındaki değişikliklerle açıklanıyor. Bu sektörlere yönelik özel destek programlarının oluşturulması, sektörlerin yeniden canlanmasına yardımcı olabilir.
Şirketlerin içinde bulunduğu bu kritik durum, Türkiye ekonomisinin geleceği için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Hükümetin, iş dünyasının ve ekonomistlerin ortak akılla hareket ederek, sürdürülebilir çözümler üretmesi gerekiyor. Aksi takdirde, şirket kapanışlarındaki artış ve yeni şirket kurulumlarındaki düşüş, ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebilir ve işsizlik oranlarını yükseltebilir.









