
KTÜ’lü akademisyen Ali Haydar Doğu’dan ürkütücü uyarı: Yapay zeka tehlikesi kapıda! Türkiye’nin acilen harekete geçmesi ve Avrupa Birliği modelini örnek alarak bir denetim mekanizması kurması gerekiyor, aksi takdirde sonuçları felaket olabilir.
YAPAY ZEKA TEHDİDİ: HUKUK NEREDE?
Karadeniz Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Görevlisi Ali Haydar Doğu, yapay zeka teknolojisinin hızla geliştiği bu dönemde, hukuki düzenlemelerin yetersizliğine dikkat çekiyor. Doğu, yaptığı yazılı açıklamada, yapay zekanın kontrolsüz kullanımının bireysel hak ve özgürlükleri ciddi şekilde tehdit edebileceğini vurgulayarak, acil önlemler alınması gerektiğinin altını çizdi. “Bilişim teknolojilerindeki hızlı ilerleyiş, hukuki yönüyle de desteklenerek kontrollü bir yapıya dönüştürülmelidir,” diyen Doğu, aksi takdirde geri dönülemez sonuçlarla karşılaşılabileceği konusunda uyarıda bulundu.
SORUMLULUK KİMİN: YAPAY ZEKA MI, İNSAN MI?
Doğu, yapay zekanın sosyal medya gibi platformlardan elde ettiği verilerle karar alma mekanizmalarına sahip olduğunu hatırlatarak, önemli bir soru işaretine dikkat çekti: “Yapay zeka bir teknoloji. Aklı yok ama akıl yürütebiliyor. Karar alıyor ama sorumluluk alamıyor. Verilen görevi yaparken kişilik hakları ihlal edilebiliyor. Bu ihlalin sorumlusu kim olacak?” Türkiye’de yapay zeka için özel bir mevzuatın bulunmaması ve hukuki olarak tanımlı olmaması, bu sorunun cevabını belirsizleştiriyor. Doğu’ya göre sorumluluk, yapay zekayı programlayan veya kullanan kişide olacak, ancak bu durum yeterli bir çözüm değil.
“ELEKTRONİK KİŞİLİK”: GELECEĞİN KABUSU MU?
Gelecekte yapay zekanın daha da gelişerek gerçek kişi gibi bilinçli hareket etmesi durumunda “elektronik kişilik” kavramının gündeme gelebileceğini belirten Doğu, bu durumun hukuki açıdan karmaşık sorunlara yol açabileceğine işaret ediyor. “Gerçek ve tüzel kişiliğe ek olarak, yapay zekaya da hukuki kişilik tanımı yapılabilir,” diyen Doğu, ayrımcılık, çocuk istismarı, veri güvenliği ve hak sahipliği gibi sorunların yasal zemine kavuşturulmasının önemini vurguladı. Aksi takdirde, yapay zeka kontrolden çıkarak toplumsal düzeni tehdit edebilir.
AVRUPA BİRLİĞİ MODELİ: TÜRKİYE İÇİN KURTULUŞ REÇETESİ Mİ?
Avrupa Birliği’nin 2024’te yürürlüğe koyduğu Yapay Zeka Tüzüğü’nün önemli bir başlangıç olduğunu belirten Doğu, AB’nin bu tüzükle insan haklarını korumayı, sosyal ayrımcılıkla mücadeleyi ve biyometrik verilerin kullanımını sınırlamayı amaçladığını ifade ediyor. Doğu, Türkiye’nin de bu modeli örnek alarak benzer bir düzenleme yapması gerektiğini savunuyor.
TÜRKİYE NE YAPMALI: ACİL EYLEM PLANI
Türkiye’de henüz yürürlükte özel bir yapay zeka yasası bulunmadığını hatırlatan Doğu, 24 Haziran 2024’te TBMM’ye sunulan Yapay Zeka Kanun Teklifi’nin yakından takip edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak Doğu’ya göre bu yeterli değil. Yapay zekanın denetlenmesi için bağımsız bir idari otorite kurulması gerektiğini vurgulayan Doğu, “AB 2024’te Avrupa Yapay Zeka Ofisi’ni kurdu. Türkiye’de de benzer bir yapı, inovasyonu teşvik ederken temel hakları koruma açısından bir denge unsuru olacaktır,” diyerek sözlerini tamamladı. Aksi takdirde, Türkiye yapay zeka çağında geride kalacak ve teknolojinin olumsuz etkilerine karşı savunmasız hale gelecektir.
Kaynak: Haberts








