Finansal krizlerin gölgesinde ev ve araba hayali kuran vatandaşlara müjdeli haber geldi. Emlak Katılım’ın sektöre girişiyle birikimler devlet güvencesi altına alındı.
Türkiye’de son dönemde yaşanan borsa manipülasyonları ve fon krizleri, birikimlerini tasarruf finansman şirketlerinde değerlendiren vatandaşlarda tedirginlik yarattı. Dar ve orta gelirli grupların konut ve araç edinme hayallerini korumak adına kamu otoritesi devreye girerek sektöre yönelik kritik bir güvenlik ağı oluşturdu.
EMLAK KATILIM PANİĞİN ÖNÜNE GEÇTİ
Süreci yakından takip eden Kamu Politikası Uzmanı Mustafa Kazım Alpay, Emlak Katılım’ın sisteme dahil olmasının piyasalardaki endişeyi durdurduğunu belirtti. Devletin bizzat bir oyuncu olarak sektöre girmesinin stratejik bir hamle olduğunu vurgulayan Alpay, özellikle Katılımevim ve Birevim süreçlerindeki devralma operasyonunun vatandaşın paniğe kapılmasını engelleyen olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti.
FONLAR AYRIŞTIRILDI BİRİKİMLER KORUNUYOR
Vatandaşların en çok merak ettiği finansal güvenlik konusuna açıklık getiren Alpay, müşteri ödemelerinin farklı bir havuzda tutulduğunu ve fonların ayrıştırıldığını hatırlattı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından sıkı şekilde denetlenen firmaların finansal yapılarında herhangi bir sorun bulunmadığını belirten uzman, devletin denetleyici gücünün sektörel güveni en üst seviyeye taşıyacağını dile getirdi.
SİSTEMİN GELECEĞİ İÇİN BİRLİK VE VAKIF ÖNERİSİ
Güven sorununun kalıcı olarak çözülmesi için radikal yapısal reformlara ihtiyaç duyulduğunu savunan Alpay, Türkiye Bankalar Birliği modeline benzer bir “Tasarruf Finans Kuruluşları Birliği” kurulması gerektiğini söyledi. Şirketlerin ortak bir vakıf çatısı altında birleşerek dayanışma sergilemesi, sistemin uzun vadeli sigortası olarak değerlendiriliyor.
AKADEMİK ALTYAPI VE MİLLİ VİZYON ŞART
Tasarruf finansmanının sadece ekonomik değil, sosyolojik bir gerçeklik olduğunu belirten Mustafa Kazım Alpay, sektörün gelişim yolculuğunda akademik desteğin şart olduğunu ifade etti. Bu kapsamda 81 ilde üniversite sempozyumları düzenlenmesi, konunun üniversite müfredatına girmesi ve özel bölümler açılması gerektiğini vurgulayan Alpay, yetişmiş insan kaynağının sektörel itibarı artıracağını kaydetti.
Bu alanın milli bir mesele olarak görülmesi gerektiğini hatırlatan Alpay, toplum nezdinde yürütülecek şeffaf iletişim ve akademik çalışmalarla tasarruf finansmanı sisteminin Türkiye ekonomisindeki payının çok daha yukarılara taşınabileceğini sözlerine ekledi.

