
Bolu’daki Yaşayan Ayakkabı Müzesi, Türkiye’ye adını altın harflerle yazdırmış isimlerin ve kahramanların ayak izlerini taşıyan benzersiz bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Sporcular, sanatçılar, yazarlar ve şehitlerin ayakkabıları, bu müzede bir araya gelerek ziyaretçilere dokunaklı bir deneyim sunuyor.
MÜZENİN DOĞUŞU VE GELİŞİMİ
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gerede Meslek Yüksekokulu Tekstil, Giyim, Ayakkabı ve Deri Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nurettin Akçakale’nin vizyonuyla 2011 yılında hayata geçirilen müze, kısa sürede büyüyerek 250’den fazla çift ayakkabılık bir koleksiyona ulaştı. Akçakale’nin titiz çalışmaları ve özverili çabaları sayesinde müze, Türkiye’nin kültürel mirasına önemli bir katkı sağlıyor.
ÜNLÜ İSİMLERİN AYAK İZLERİ
Müzede, “Dünyanın en uzun insanı” Sultan Kösen’in devasa ayakkabıları, milli futbolcu Arda Güler’in yeteneğini sergilediği kramponlar, sanat dünyasının unutulmaz isimleri Neşe Karaböcek ve Nilüfer’in sahne ayakkabıları, tiyatrocu Kenan Işık’ın karizmasını yansıtan botları, basketbolcu Hidayet Türkoğlu’nun parkelerde iz bırakan spor ayakkabıları, kaleci Rüştü Reçber’in şampiyonluklara imza attığı eldivenleri, sinema dünyasının efsane isimleri Kartal Tibet, Nuri Alço ve Münir Özkul’un karakterlerini tamamlayan ayakkabıları, gazeteci Mehmet Ali Birand’ın haber peşinde koşturduğu çizmeleri ve olimpiyat şampiyonu Mete Gazoz’un başarıya ulaştığı okçuluk ayakkabıları gibi birçok önemli ismin hatıraları sergileniyor.
TEK KRİTER: ÜLKE DEĞERİ
Müzenin kurucusu Akçakale, ayakkabıları seçerken hiçbir ayrım yapmadıklarını vurgulayarak, “Bizim için tek kriter, o kişinin ülkesine değer katmış olması. Sporcu, sanatçı, yazar, şair, siyasi görüşü veya inancı ne olursa olsun, Türkiye için bir şeyler yapmış herkesin ayakkabıları burada yer alabilir” diyor. Ayakkabılar genellikle sahiplerinden veya yakınlarından temin ediliyor ve her bir ayakkabının ardında dokunaklı bir hikaye bulunuyor.
ŞEHİT EREN BÜLBÜL’ÜN KARA LASTİKLERİ
Müzenin en duygusal parçalarından biri ise, 2017 yılında Trabzon’da terör saldırısında şehit düşen Eren Bülbül’ün kara lastikleri. Bu mütevazı ayakkabılar, vatan sevgisi ve fedakarlığın sembolü olarak müzeye ayrı bir anlam katıyor. Akçakale, Eren Bülbül’ün kara lastiklerinin müzeye geliş hikayesini anlatırken duygulanıyor ve “Bu ayakkabıların maddi değeri belki yok ama manevi değeri paha biçilemez. Çünkü Eren, bu ayakkabılarla şehadete yürüdü” diyor.
DEĞERİ BİÇİLEMEZ BİR MİRAS
Yaşayan Ayakkabı Müzesi, sadece ayakkabıların sergilendiği bir mekan olmanın ötesinde, Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutan ve gelecek nesillere ilham veren bir kültürel miras niteliği taşıyor. Akçakale, müzenin önemini vurgulayarak, “Bu ayakkabılar, ülke tarihinin sessiz tanıkları. Birçoğu artık aramızda olmayan, hayatta olanların da bir gün aramızdan ayrılacağı kişilere ait bu ayakkabılar, değer biçilemeyecek bir hazine” diyor. Gerede Meslek Yüksekokulu bünyesinde faaliyet gösteren Yaşayan Ayakkabı Müzesi, hem ayakkabı tasarımına ilgi duyanlar hem de kültürel belleğe dokunmak isteyen ziyaretçiler için kaçırılmaması gereken bir durak.
Kaynak: Haberts









