33. Adana Altın Koza Film Festivali’nde yarışan Karanlıkta Islık Çalanlar, bir Ankara ailesinin iç çatışmalarını ve değişim sancılarını beyaz perdeye taşıyor.
Yönetmenliğini Pınar Yorgancıoğlu’nun üstlendiği Karanlıkta Islık Çalanlar, 33. Adana Altın Koza Film Festivali’nde Uluslararası Uzun Metraj Yarışması’nın finalistlerinden biri olarak sinemaseverlerle buluştu. Film, orta sınıf bir Ankara ailesinin kapalı kapılar ardındaki yaşamına mercek tutarken, aynı çatı altında farklı dünyaları paylaşan üç bireyin var olma çabasını anlatıyor. Yapım; toplumsal beklentiler, kuşak çatışmaları ve bireysel dönüşüm temaları üzerinden derinlikli bir hikaye sunuyor.
DÜNYA FESTİVALLERİNDE BİR ANKARA HİKAYESİ
Dünya prömiyerini Hindistan’daki IFFI Goa Film Festivali’nde yapan film, uluslararası arenada geniş bir yolculuk sürdürüyor. İstanbul Film Festivali’nin ardından San Francisco, Şanghay, Batum ve Hamburg gibi önemli film festivallerinde izleyiciyle buluşan yapımın sonraki durakları ise Saint Louis ve São Paulo olacak. Yönetmen Yorgancıoğlu, filmin çıkış noktasının klasik bir aile hikayesi anlatmaktan ziyade, birbirinden farklı üç karakterin aynı dar alanda birbirine müdahale ederek yaşama dinamikleri olduğunu belirtiyor.
DEĞİŞİMİN VE AİDİYETİN GETİRDİĞİ SANCILAR
İnsan ilişkilerindeki dönüşümü yılanın deri değiştirmesine benzeten yönetmen, büyüme sancılarının ve değişimin bağlar üzerindeki etkisini sorguluyor. Senaryo aşamasından itibaren set ekibinden izleyicilere kadar pek çok kişinin filmdeki karakterlerde kendinden bir parça bulduğunu ifade eden Yorgancıoğlu, özellikle Y kuşağını temsil eden Toprak ve farklı yaş gruplarındaki kadınların bağ kurduğu Suzan karakterlerinin, zırhlarındaki kırılganlıklarla izleyiciye ulaştığını vurguluyor.
EVDEKİ GÖRÜNMEYEN YÜK VE SINIFSAL MÜCADELE
Filmin ana karakterlerinden Suzan, ailenin düzenini sağlayan ancak bu organizasyonel yükün altında sertleşen bir figür olarak öne çıkıyor. Kadınların üstlendiği bu “toparlayıcı” rolün yarattığı zihinsel yorgunluğu ve orta sınıfın daha iyi bir yaşam arzusunu ele alan film, bu çabanın hor görülmesini politik bir bağlamda sorguluyor. Diğer yanda ise iyi eğitimli olmasına rağmen sistemin içinde kendine yer bulmaya çalışan yazar adayı Toprak’ın, ait olma ve özgürleşme arasındaki sıkışmışlığı resmediliyor.
Filmin ismi olan Karanlıkta Islık Çalanlar, belirsizlik ve korku anlarında insanın kendi sesine tutunarak varlığını kanıtlama çabasını simgeliyor. Yönetmen Pınar Yorgancıoğlu, her bir karakterin tekinsiz bir dünyada hem cesaretini korumaya hem de kendi sesleriyle karanlığı bastırmaya çalışmasını metaforik bir dille özetliyor. Film, günümüz insanının sistem baskısı ile hayalleri arasındaki görünmez gerilimde ayakta kalma mücadelesini yansıtıyor.

