Klinik Psikolog Sena Nur Akpınar, bağımlılığın irade zayıflığı değil, beynin ödül ve motivasyon sistemini bozan tıbbi bir hastalık olduğunu açıkladı.
Haberler.com stüdyolarında yayınlanan “İyilik İyileştirir” programına konuk olan Klinik Psikolog Sena Nur Akpınar, bağımlılıkla ilgili toplumsal önyargıları yıkan açıklamalarda bulundu. Program sunucusu Klinik Psikolog Metin Aydın ile bağımlılık sürecini ele alan Akpınar, bu durumun beynin dürtü ve motivasyon mekanizmalarındaki işlev bozukluklarından kaynaklandığını vurguladı. Kişinin bağımlı olduğunu kabul etmesinin zorluğuna değinen uzman, inkar mekanizmasının tedavi sürecini aksatan en büyük engellerden biri olduğunu ifade etti.
“İSTERSEM BIRAKIRIM” DÜŞÜNCESİ BİR TUZAK
Bağımlı bireylerin sıklıkla başvurduğu “kontrol bende” ya da “istediğim an bırakırım” gibi ifadelerin büyük bir yanılsama olduğunu belirten Akpınar, bu söylemlerin aslında bağımlılığı gizleme çabası olduğunu dile getirdi. Bir kişinin bağımlı olup olmadığının günlük yaşamındaki aksamalardan anlaşılabileceğini kaydeden Akpınar; iş, aile ve sosyal sorumlulukların ihmal edilmesinin, maddi kayıpların yaşanmasının ve rutinlerin bozulmasının ciddi uyarıcı işaretler olduğunu söyledi.
GENÇLERİN BEYİN GELİŞİMİ RİSKİ ARTIRIYOR
Ergenlik dönemindeki bireylerin bağımlılığa karşı daha savunmasız olmasının altında hem sosyal hem de biyolojik nedenler yatıyor. Gençlerde beynin muhakeme ve risk yönetimiyle ilgili olan ön bölgesi henüz tam gelişmediği için, karar verme süreçlerinde aksaklıklar yaşanabiliyor. Akpınar, bu durumu deneyimsiz bir sürücünün hızlı bir araç kullanmasına benzeterek, gençlerin dışlanma korkusu ve arkadaş çevresine kabul edilme arzusuyla riskli davranışlara daha kolay yönelebildiğini belirtti. Ailelerin, çocuklarına “hayır” diyebilme becerisi kazandırması ve onlara değerli olduklarını hissettirmesi bu noktada kritik önem taşıyor.
AİLELERE SINIR KOYMA VE DESTEK ÇAĞRISI
Bağımlı bireye sahip ailelerin suçlayıcı bir dil kullanmaktan kaçınması gerektiğini ifade eden Sena Nur Akpınar, durumun tıbbi bir sorun olarak görülmesi gerektiğini hatırlattı. Ailelerin, bağımlılığı kolaylaştıracak maddi veya manevi imkanları sağlamaması ancak profesyonel yardım için yol gösterici olması gerektiğini vurguladı. Tedavi sürecinde Yeşilay Danışmanlık Merkezlerinin (YEDAM) ücretsiz ve gizlilik esaslı hizmetlerine dikkat çeken Akpınar, iyileşmenin sadece maddeyi bırakmakla değil, hayatın içindeki sosyal bağların yeniden kurulmasıyla mümkün olacağını sözlerine ekledi.
Tedavi sürecinin doğrusal bir yol olmadığını ve zaman zaman nükslerin yaşanabileceğini belirten Akpınar, önemli olanın tetikleyicilerden uzak durmak ve pes etmeden profesyonel takibi sürdürmek olduğunu ifade etti. Bağımlılığı “bağlantısızlık” olarak tanımlayan uzman, hayatın sosyal bağlar ve anlamlı uğraşlarla doldurulmasının en güçlü iyileşme aracı olduğunu vurguladı.

