Casusluk davasında hakim karşısına çıkan Ekrem İmamoğlu, fon vurgunlarının arkasında üst düzey bürokrasi ve saray siyasetinin olduğunu iddia etti.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun, “siyasal casusluk” suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nde yapıldı. Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün ile birlikte tutuklu yargılanan İmamoğlu, mahkeme salonunda gerçekleştirdiği savunmasında çarpıcı açıklamalarda bulundu.
HAKİM DEĞİŞİKLİKLERİNE VE SUÇLAMALARA TEPKİ
Son iki yılda kendisine yönelik 20’ye yakın dava açıldığını ve halihazırda 13 ceza davasıyla uğraştığını belirten İmamoğlu, davalarda 23 kez hakim değişikliği yapıldığını söyledi. Bu durumun adil yargılanmayı engellediğini ifade eden İmamoğlu, yaşananları devlet geleneği açısından utanç verici olarak nitelendirdi. Yakından tanıdığı Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ gibi isimlerden casus yaratılmaya çalışılmasının büyük bir haksızlık olduğunu dile getirdi.
FON VURGUNU VE NEPOTİZM ELEŞTİRİSİ
Gündemdeki fon tartışmalarına da değinen İmamoğlu, yolsuzluk iddialarını önceden ihbar edenlerin gözaltına alındığını belirtti. Bu ekonomik usulsüzlüklerin merkezinde iktidara yakın isimlerin ve akrabaların bulunduğunu savunan İmamoğlu, kamuda kayırmacılığın zirve yaptığını ifade etti. Kendi dönemlerinde akraba atamalarını yasakladıklarını vurgulayan İmamoğlu, geçmişte İBB’den 110 bin dolar burs alıp geri dönmeyen ve aynı zamanda başbakana danışmanlık yapan bir ismi örnek gösterdi. Kendi yönetimlerinin ise bugünün parasıyla 12,5 milyar lirayı 600 bin çocuğa ulaştırdığını ekledi.
Adalet sistemindeki adaletsizliğin bedelini emeklilerin ve asgari ücretlilerin ödediğini söyleyen İmamoğlu, Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veren emekli Ali Şekeroğlu ile intihar eden emniyet mensuplarını hatırlattı. Ülkedeki gerçekler ile söylemler arasındaki uçuruma dikkat çeken İmamoğlu, iddia makamını bu toplumsal feryadı duymaya ve sorumluluk almaya davet etti.

