ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun Irak’taki askeri misyonu 30 Eylül’de resmen bitiyor; ülke tam egemenliğine kavuşmaya hazırlanıyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nin 2003 yılındaki işgaliyle başlayan, büyük yıkımlara ve can kayıplarına yol açan askeri varlığı Irak’ta son buluyor. İki ülke arasında Eylül 2024’te belirlenen iki kademeli geçiş stratejisinin ardından, son yabancı askerlerin de ülkeden çıkışıyla Irak için yeni bir sayfa açılıyor. İlk etabı askeri misyonun bitirilerek ikili ortaklıklara geçilmesini içeren plan doğrultusunda, Suriye’deki terörle mücadele faaliyetlerine Irak üzerinden lojistik destek verilmeye devam edilecek.
TAM EGEMENLİK İÇİN SON GÜN 30 EYLÜL
Irak Başbakanı Askeri Sözcüsü Sabah en-Numan, Doğal Kararlılık Operasyonu’nun ve koalisyon karargahının 30 Eylül itibarıyla tamamen sonlandırılacağını duyurdu. Bu tarihten sonra koalisyon güçlerinin ülkeyi terk edeceğini belirten Numan, Irak’ın ulusal güvenliğini koruma sorumluluğunu tamamen yerel güçlerin üstleneceğini açıkladı. Gelecek dönemde yabancı ülkelerle ilişkilerin eşitlik ilkesi çerçevesinde ikili düzeyde yürütüleceğini aktaran Sözcü, geçmişte hava desteği ve eğitim sağlayan koalisyona karşın, kara harekatlarının zaten uzun süredir Irak ordusu tarafından icra edildiğini vurguladı. Özellikle hava savunma kapasitelerini ciddi ölçüde geliştirdiklerini ifade eden Numan, sene başından beri tüm uçuş ve operasyonların kendi filolarınca bağımsız şekilde yapıldığını ekledi.
DEAŞ HÜCRELERİYLE MÜCADELE VE ASKERİ KAPASİTE
Güvenlik politikaları uzmanı Safa el-Assam, terör örgütü DEAŞ’ın artık şehir merkezlerinin uzağındaki kırsal bölgelerde uyuyan hücreler şeklinde varlık gösterdiğini ve durumun kontrol altında olduğunu belirtti. Irak ordusunun Musul gibi zorlu meskûn mahal çatışmalarından büyük tecrübeyle çıktığını hatırlatan Assam, 2017’den beri operasyonların yerel imkanlarla başarıyla yürütüldüğünü söyledi. Ancak Irak’ın radar, ileri teknoloji ve hava savunma sistemleri gibi alanlarda halen eksiklikleri bulunduğuna dikkat çeken uzman, bu açıkları kapatmak için Fransa, Almanya ve Güney Kore gibi ülkelerle askeri işbirliklerine gidilebileceğini ifade etti. Assam’a göre Amerikan askerlerinin ayrılması kara operasyonlarını etkilemeyecek ancak teknolojik ortaklık ihtiyacı sürecek.
SİLAHLI GRUPLAR VE BÖLGESEL DENGE
Siyasi analizci Hilal el-Ubeydi ise bu tarihi dönüm noktasının Bağdat ve Washington tarafından farklı yorumlandığına işaret etti. Irak yönetiminin bu adımı tam bağımsızlık ve egemenlik olarak gördüğünü belirten Ubeydi, ABD’nin ise süreci bir çekilmeden ziyade 10 yıllık askeri misyonun ikili bir güvenlik ortaklığına evrilmesi olarak değerlendirdiğini aktardı. Yabancı askerlerin ayrılmasının ülke içindeki yasa dışı silahlı grupların işgale karşı silahlanma bahanesini elinden alacağını savunan Ubeydi, bu durumun hükümetin silahları devlet kontrolünde toplama çabalarını diplomatik ve ekonomik müzakereler yoluyla güçlendirebileceğini belirtti.
Son olarak Irak’ın dış politikasındaki hassas dengeye değinen Ubeydi, yeni dönemde Bağdat’ın Washington ile Tahran arasında zorlu bir sınav vereceğini ifade etti. Irak’ın hem ABD’ye sadece İran’a karşı bir cephe olmadığını kanıtlaması hem de Tahran’a kendi ulusal çıkarlarına sahip bağımsız bir komşu olduğunu göstermesi gerekecek. 2014 yılında DEAŞ ile mücadele kapsamında kurulan uluslararası koalisyon, Ayn el-Esed Hava Üssü dahil birçok noktayı boşaltarak Ocak 2026’da planın ilk safhasının bittiğini duyurmuştu. 30 Eylül itibarıyla Irak, dış ilişkilerini tamamen ikili güvenlik anlaşmaları zeminine oturtacak.

