
İstanbul’da Deprem Kabusu: Halk Panikte, Binalar Ölüm Tuzağı Mı?
Kumburgaz açıklarında yaşanan son deprem, İstanbul’da yaşayan milyonların yüreğine korku saldı. Uzmanlar sürekli “Büyük İstanbul Depremi” uyarısı yaparken, vatandaşlar evlerinin güvenliğinden şüphe eder hale geldi. Peki, korkumuz gerçekten deprem mi, yoksa güvensiz binalar mı?
DEPREMİN TETİKLEDİĞİ PANİK
23 Nisan’da meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, İstanbul’da adeta bir panik dalgası yarattı. Öğle saatlerinde yaşanan sarsıntı, 13 saniye sürmesine rağmen birçok kişinin travmatik anılarının yeniden canlanmasına neden oldu. Daha önce deprem yaşamış olanlar, bu kez de aynı korkuyu derinden hissetti.
BİNALARDAN ATLAMA VE TRAFİK KAOSU
Depremin ardından yaşanan panik, insanların kontrolünü kaybetmesine yol açtı. Hafızalarına kazınan deprem korkusuyla baş edemeyen bazı vatandaşlar, can havliyle evlerinin camlarından atladı. Şans eseri yıkılan bir bina olmaması faciayı önledi. Ancak, binlerce İstanbullu şehri terk etme girişiminde bulununca, trafik tamamen felç oldu. Ulaşım imkansız hale geldi ve şehir adeta bir kaosa sürüklendi.
GÜVENSİZ BİNALAR GERÇEĞİ
Türkiye’nin deprem kuşağında yer aldığı gerçeğiyle yüzleştiğimiz bu günlerde, asıl korkumuzun deprem değil, binalarımız olduğu açıkça görülüyor. Milyonlarca lira ödeyerek sahip olduğumuz evlerin, olası bir depremde can güvenliğimizi sağlayacağından emin olamıyoruz. Denetim mekanizmalarının yetersizliği ve müteahhitlerin kar hırsı, binaların kalitesinden ödün verilmesine neden oluyor.
RANT UĞRUNA HAYATLAR MI HİBE EDİLİYOR?
Vatandaşlar, boğazlarından kısarak biriktirdikleri parayla aldıkları evlere güvenmek istiyor. Ancak, fahiş fiyatlarla satılan binaların depreme dayanıklılığı konusunda ciddi endişeler taşıyorlar. Denetleme mekanizmasının yetersizliği ve müteahhitlerin para hırsı, insan hayatının değerini düşürüyor. Rant uğruna yapılan binalar, olası bir depremde binlerce insanın hayatını tehlikeye atıyor.
ÇÖZÜM NE OLMALI?
Peki, bu durumdan nasıl kurtulabiliriz? Öncelikle, denetleme mekanizmalarının güçlendirilmesi ve binaların depreme dayanıklılığının titizlikle incelenmesi gerekiyor. Ayrıca, müteahhitlerin kar hırsından ziyade, insan hayatını ön planda tutması sağlanmalı. Vatandaşlar olarak da, bilinçli bir şekilde hareket etmeli ve güvensiz binalarda yaşamaktan kaçınmalıyız. Unutmayalım ki, deprem öldürmez, güvensiz binalar öldürür!









