TBMM Genel Kurulu’nda fon krizinde 455 bin kişinin mağdur edildiği belirtilirken, bazı bakan ve bürokratlara yönelik ağır iddialar gündeme taşındı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, sermaye piyasalarında yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran fon krizini görüştü. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın bilgilendirme yaptığı oturumda muhalefet temsilcileri, sistemin güven vermediğini ve denetim mekanizmalarının yetersiz kaldığını savundu. Yaşanan süreci “yüzyılın vurgunu” olarak nitelendiren milletvekilleri, milyarlarca liralık kaybın sorumlularının açıklanmasını talep etti.
KABİNEDEKİ BAKANLARA YÖNELİK ÇARPIÇI İDDİALAR
YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, kürsüden yaptığı konuşmada mevcut kabine üyeleriyle ilgili dikkat çeken iddiaları dile getirdi. Bir bakanın, kendi adına değil babası üzerinden fona yatırım yaparak 470 milyon lirasını 830 milyon liraya yükselttiğini öne süren Özlale, bir başka bakanın ise kriz patlak vermeden hemen önce 170 milyon lira ile sistemden çıkış yapıp yapmadığını sordu. Özlale, bu tablonun bir piyasa riski değil, tamamen yönetimsel bir risk olduğunu savundu.
DENETİM KURUMLARI VE TİCARİ SIR TEPKİSİ
Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise denetim kurumlarının bağımsızlığını sorgulayarak MASAK ve Bankacılık Düzenleme Kurumu’nun süreçteki rolünü eleştirdi. Yaklaşık 227 milyar liranın akıbetinin “ticari sır” gerekçesiyle açıklanmamasına tepki gösteren Başarır, geçmişteki finansal krizlerde sorumluların istifa ettiğini ancak günümüzde kimsenin hesap vermediğini belirtti. Başarır, mağduriyetlerin giderilmesi için şeffaflık çağrısında bulundu.
ARAŞTIRMA KOMİSYONU VE ETİK KANUNU ÇAĞRISI
Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulması gerektiğini vurgulayan milletvekilleri, Siyasi Etik Kanunu’nun çıkarılmamasının bu tür usulsüzlüklere zemin hazırladığını ifade etti. İade edilen paraların bir aklanma aracı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Özlale, 455 bin mağdurun hakkının aranması gerektiğini söyledi. Konuşmaların sonunda, haksız kazançların cezalandırılması ve devletin itibarının korunması için somut adımlar atılması gerektiği vurgulandı.
Vatandaşın devlete duyduğu güvenin sarsıldığını belirten temsilciler, sadece ekonomik bir kaybın değil, kurumsal bir prestij kaybının da yaşandığına dikkat çekerek konunun takipçisi olacaklarını bildirdi.

