Kendi evinde üst üste mağlubiyet alan Ay-Yıldızlı ekipte kriz derinleşiyor. Montella ve oyuncu tercihleri eleştirilirken, Türk futbolundaki yapısal sorunlar gün yüzüne çıktı.
Türkiye’nin kendi sahasında oynadığı maçlarda Fransa ve İtalya’ya mağlup olması, futbol kamuoyunda büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Sadece saha içi sonuçların değil, sistemin ve yönetim anlayışının da sorgulanması gerektiği vurgulanıyor. Fransa karşısındaki tek gollü yenilgiyle teselli bulmak veya İtalya’dan 4 gol yedikten sonra topa sahip olmakla övünmek, kaybedilen puanları geri getirmiyor.
HATA YAPAN KADRODA ISRAR EDİLİYOR
Dünya sıralamasındaki düşüş sürerken, milli takımı yönetenlerin çözüm üretmek yerine aynı isimler üzerinde ısrar etmesi dikkat çekiyor. Teknik direktör Montella’nın forma dağıtımında emeği ve alın terini ön plana alması gerektiği belirtilirken, yıllardır çözülemeyen golcü sorununun temelinde yabancı oyuncu hayranlığının yattığı ifade ediliyor. Bazı futbolcuların ısrarla oynatılarak, bazılarının ise görmezden gelinerek kaybedildiği bir süreç yaşanıyor.
ARDA GÜLER İLE DİĞERLERİ ARASINDAKİ UÇURUM
Sahada sergilediği performansla adeta bir sihirbazı andıran Arda Güler, takımın geri kalanından yetenek olarak ciddi şekilde ayrışıyor. Ancak bireysel yeteneklerin takımı kurtarmaya yetmediği, iyi bir ekip olmak için ortak bir ruhun tüm kadroya yayılması gerektiği vurgulanıyor. Türk futbolundaki asıl sorunun ise menajerlerin kulüpler üzerindeki etkisi, liyakatsiz seçimler ve futbol ekonomisindeki adaletsizlikler olduğu savunuluyor.
Futbolun huzurundan çekilen zarafet ve sportmenlik, gelişimin önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Gelinen noktada sadece teknik taktik değil, adaletin ve asaletin yeniden tesisi için köklü bir dönüşümün şart olduğu belirtiliyor. Yaralı futbol iklimini hayata döndürmek için geç kalınmadan harekete geçilmesi gerektiği ifade ediliyor.

