ABD’de 13 kişiyi katleden Nidal Hasan’ın kurşuna dizilerek idam edilmesinin canlı yayınlanacak olması, uluslararası kamuoyunda büyük bir krize dönüştü.
Amerika Birleşik Devletleri’nde bir askeri üste gerçekleştirdiği katliamla suçlu bulunan eski binbaşı Nidal Hasan’ın infaz süreci, modern hukuk tarihinde görülmemiş bir tartışmanın fitilini ateşledi. Donald Trump yönetimi tarafından onaylanan ve 3 Aralık’ta gerçekleşmesi beklenen kurşuna dizilerek idam kararının tüm dünyada canlı yayınlanma planı, başta İngiltere ve Yeni Zelanda olmak üzere pek çok ülkeyi ayağa kaldırdı.
İNGİLTERE VE ULUSLARARASI ÖRGÜTLERDEN SERT TEPKİ
İngiltere İşçi Partisi Başkanı Bridget Phillipson, infazın canlı yayınlanma ihtimalini şahsen oldukça rahatsız edici olarak nitelendirerek, ülkesinin ölüm cezasına olan köklü karşıtlığını yineledi. Bu açıklamalar, Londra ile Washington arasında yeni bir diplomatik gerilimin sinyali olarak yorumlanıyor. Öte yandan Uluslararası Af Örgütü, bir infazın kamuya açık bir gösteriye dönüştürülmesini insan onuruna aykırı bularak, Avustralya hükümetinden Washington yönetimine çağrıda bulunmasını talep etti.
PENTAGON KARARIN ARKASINDA DURUYOR
Eleştirilere rağmen ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, kararın tartışmasız bir tercih olduğunu savunuyor. Hegseth, bu yöntemin ve yayınlanmasının, işlenen suçların ciddi sonuçları olacağına dair toplumsal bir mesaj taşıdığını belirtti. Eski bir asker olan 56 yaşındaki Hasan’ın infazı, aralık ayının ilk haftasında yerel saatle 13.00’te gerçekleştirilecek. Beyaz Saray ise yayının içeriğiyle ilgili soruları Pentagon’a yönlendirerek doğrudan yorum yapmaktan kaçındı.
YENİ ZELANDA İNTERNETTEKİ YAYINI DURDURAMAYABİLİR
Yeni Zelanda, infaz görüntülerinin dijital platformlar üzerinden vatandaşlarına ulaşmasını engelleme konusunda hukuki ve teknik yetersizlik yaşadığını duyurdu. Sınıflandırma Ofisi, canlı yayınlar üzerinde denetim yetkilerinin bulunmadığını belirterek, şiddet içerikli görüntülerin kontrolsüzce yayılmasından endişe duyduklarını ifade etti. Bu durum, 2019’daki Christchurch saldırısının ardından internette şiddetin önlenmesi için başlatılan küresel girişimleri de yeniden gündeme taşıdı.
Dünya genelinde halka açık infazlar oldukça nadir görülse de, ABD’nin bu kararı uluslararası diplomasi ve yayın etik kuralları çerçevesinde tartışılmaya devam ediyor.

