Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, tutuklu yargılanan belediye başkanları hakkında önemli açıklamalarda bulunarak Anayasa Mahkemesi’nin emsal kararlarına ve hukuki usullere dikkat çekti.
Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, cezaevinde bulunan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ve Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen ile ilgili kişisel tanıklıklarını paylaştı. Her iki ismin de ahlaklı ve çalışkan karakterlerine vurgu yapan Arınç, yargılama süreçlerindeki hak ihlallerine ve Anayasa Mahkemesi’nin Tayfun Kahraman kararına işaret etti.
MURAT ÇALIK’IN SAĞLIK DURUMU VE CEZAEVİ SÜRECİ
Murat Çalık ile yaklaşık iki yıl önce tanıştığını belirten Arınç, Çalık’ın sadece bölgesine hizmet etmek isteyen dürüst bir insan olduğunu ifade etti. Çalık’ın ciddi bir hastalıkla mücadele ettiği bir dönemde tutuklanmasından duyduğu üzüntüyü dile getiren Arınç, hastanedeki tedavi sürecinde ailesiyle gerçekleştirdiği görüşmeyi anlattı. Annesinin ve eşinin adaletin yerini bulacağına dair umutlu bekleyişini paylaşan Arınç, davanın insani boyutuna vurgu yaptı.
ÖZMEN’İN ADAYLIK HİKAYESİ VE YARGI ELEŞTİRİSİ
Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen’in liyakatine ve manevi değerlerine değinen Arınç, Özmen’in adaylık kararını ailesine danışarak aldığını belirtti. Bu kadar temiz geçmişe sahip isimlerin ağır suçlamalarla karşı karşıya kalmasını beklemediğini ifade eden Arınç, cezaevlerinde aylardır iddianame bekleyen çok sayıda kişi olduğunu hatırlattı. Arınç, ailelerin yaşadığı mağduriyetin son bulması için hukukun üstünlüğünün korunması gerektiğini söyledi.
ANAYASA MAHKEMESİ VE USUL KURALLARI VURGUSU
Hukukçuların ve adaleti savunanların Anayasa Mahkemesi tarafından verilen Tayfun Kahraman kararını dikkatle incelemesi gerektiğini belirten Bülent Arınç, adil yargılanma hakkının önemine değindi. Suç şüphesi durumunda soruşturma yapılmasının doğal olduğunu ancak bu süreçte Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki usullere mutlak suretle uyulması gerektiğini vurgulayan Arınç, vicdani ve hukuki boyutun ihmal edilmemesi çağrısında bulundu.
Arınç, yargılamaların sadece kanunlarla değil, aynı zamanda hakkaniyet ve insan onuruna yaraşır bir şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade ederek sözlerini tamamladı.

