ABD, 20 yılı aşkın süredir Irak’ta devam eden askeri varlığını 30 Eylül tarihine kadar sonlandırarak bölgedeki stratejik konumunu değiştiriyor.
2003 yılındaki işgalle başlayan ve Saddam Hüseyin’in devrilmesiyle şekillenen Amerikan askeri varlığı, Washington ile Bağdat arasında varılan anlaşma doğrultusunda sona eriyor. 2011 yılında ülkeden ayrılan ancak 2014’te IŞİD tehdidi nedeniyle geri dönen ABD güçleri, bu kez “Doğal Kararlılık Harekatı” kapsamında yürütülen koalisyon misyonunu resmen tamamlamaya hazırlanıyor.
ASKER SAYISINDAKİ DÜŞÜŞ VE SİYASİ BASKILAR
Irak Savaşı’nın en yoğun döneminde 170 bini aşan asker sayısı, 2023 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 2 bin 400’e kadar geriledi. Uzmanlar, bu kararın arkasında sadece askeri hedeflerin tamamlanmasının değil, aynı zamanda Irak içindeki yoğun siyasi baskıların da bulunduğunu ifade ediyor. Eski büyükelçiler ve analistler, İran yanlısı grupların ve Şii toplumunun bazı kesimlerinin, ABD varlığını egemenlik ihlali olarak görerek hükümet üzerinde uzun süredir çekilme baskısı kurduğuna dikkat çekiyor.
BÖLGESEL GERİLİM VE GÜVENLİK RİSKLERİ
Çekilme kararının zamanlaması, IŞİD ile mücadeleden ziyade bölgedeki güvenlik dengeleriyle ilişkilendiriliyor. Analistler, İran ile tırmanan gerilimler sırasında Amerikan tesislerine düzenlenen saldırıların, az sayıdaki askeri personeli savunmasız hale getirdiğini savunuyor. Washington’ın, personelini bir avantajdan ziyade zaafa dönüştüğü düşünülen bu riskli ortamdan uzaklaştırmak istediği belirtiliyor.
20 YILLIK MİRAS VE GELECEK SENARYOLARI
ABD’nin Irak’taki yirmi yıllık mirası konusunda uzmanlar farklı görüşlere sahip. Rejim değişikliğinin sağladığı siyasi özgürlükleri olumlu bulanların yanı sıra, işgalin bölgeyi istikrarsızlaştırdığını ve İran’ın devlet içindeki nüfuzunu artırdığını savunanlar da mevcut. Yolsuzluk ve milis grupların gücü, 2003 yılında hayal edilen istikrarlı demokrasi hedefinin hala uzağında olunduğunu gösteriyor.
Askeri çekilme, ABD’nin Irak’taki etkisinin tamamen bittiği anlamına gelmiyor. Bağdat’taki büyükelçilik varlığı, ekonomik bağımlılıklar ve orduya yönelik eğitim destekleri aracılığıyla Washington’ın nüfuzu devam edecek. Ancak uzmanlar, 2011’deki çekilme sonrası yaşanan otorite boşluğunun IŞİD gibi yapıları yeniden güçlendirme riskine karşı uyarıda bulunuyor.

