İstanbul Barosu, “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında gözaltına alınan 7’si avukat 107 kişinin yaşadığı hak ihlallerini ve hukuki usulsüzlükleri raporladı.
İstanbul Barosu İnsan Hakları, Kadın Hakları ve Avukat Hakları Merkezleri, 12 Eylül 2026 tarihinde başlatılan ve sivil toplum kuruluşlarını hedef alan operasyonlara dair hazırladıkları raporu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, “Ailem Güvende” adı altında yürütülen soruşturmaların geniş çaplı hak ihlallerine dönüştüğü, gözaltı süreçlerinde işkence ve kötü muamele iddialarının bulunduğu vurgulandı.
OPERASYONUN KAPSAMI VE DİJİTAL MÜDAHALELER
Soruşturma kapsamında İstanbul’da 6 sivil toplum kuruluşu ve 10 işletmenin hedef alındığı, çok sayıda dijital cihaza el konulduğu belirtildi. Erişim engellerinin operasyonun en önemli ayaklarından biri olduğu ifade edilen raporda; 11 derneğe ait web sitesi ile 400’den fazla sosyal medya hesabına kısıtlama getirildiği dikkat çekti. Adalet Bakanlığı ve savcılık makamlarının operasyonları “ailenin korunması” ve “toplumun ahlaki değerleri” üzerinden temellendirdiği bilgisi aktarıldı.
GÖZALTI SÜRECİNDE İŞKENCE VE İHLAL İDDİALARI
Raporda, gözaltına alınan 107 kişiye yönelik ağır fiziksel şiddet uygulandığına dair tanıklıklara yer verildi. Güvenlik güçlerinin ters kelepçe uygulamasını saatlerce sürdürdüğü, darp ve hakaret olaylarının yaşandığı, hatta bir yurttaşın kol kemiğinin çıkmasına neden olacak kadar orantısız güç kullanıldığı ifade edildi. Ayrıca gözaltındaki kişilerin ilaç ve hijyenik malzeme gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmadığı, avukatların müvekkilleriyle görüşmesinin ise 9,5 saate varan sürelerle engellendiği raporun en çarpıcı tespitleri arasında yer aldı.
AİLELERİN GERÇEK SORUNU YAŞAM BİÇİMİ DEĞİL
Avukat Hakları Merkezi Başkanı Mustafa Rüzgar, operasyonun ismine ve amacına yönelik eleştirilerde bulunarak ailelerin asıl sorununun yaşam biçimleri olmadığını belirtti. Türkiye’deki ailelerin temel problemlerinin ekonomik sıkıntılar, beslenme ve konut sorunu olduğunu ifade eden Rüzgar, farklı varoluşlara yönelik bu tür müdahalelerin kabul edilemez olduğunu savundu. İstanbul Barosu, savunma hakkına ve temel özgürlüklere yönelik ihlallerin takipçisi olacağını duyurdu.

