A Milli Takım’ın İtalya karşısındaki 4-1’lik mağlubiyeti sonrası santrfor eksikliği gündeme oturdu. Enes Ünal’ın yokluğu hücumdaki üretkenliği nasıl etkiledi?
Vincenzo Montella’nın İtalya yenilgisi sonrası yaptığı açıklamalar, Türkiye’nin 2019 yılından bu yana ana planda yer alan bir santrforunun olmadığı gerçeğini bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Süper Lig’in dev kulüplerinin forvet hatlarını yabancı isimlerle doldurması, milli takımın elinde tek gerçekçi seçenek olarak Enes Ünal’ı bırakıyor. Getafe’ye dönen milli golcünün sahada olmayışı, hücum verimliliğini doğrudan etkiledi.
HÜCUMDA İSTASYON VE HAVA HAKİMİYETİ
Getafe formasıyla maç başına 2,7 hava topu kazanan ve bu alanda %54 başarı yakalayan Enes Ünal, sahada olsaydı kanat ortalarının boşa gitmesini engelleyebilirdi. Fiziksel gücüyle topu rakip sahada saklayıp Arda Güler, Barış Alper ve Kerem Aktürkoğlu gibi yaratıcı isimlere servis yaparak takımın ceza sahası içindeki etkinliğini artırabilirdi. Bu durum, Türkiye’nin ceza sahası dışından şut çekmek yerine daha net fırsatlar bulmasını sağlayabilirdi.
SAVUNMAYA BASKI VE FİZİKSEL DİRENÇ
Maç boyunca çekilen 15 şutun 9’unun ceza sahası dışından olması ve sadece 3 isabet bulunması, bitirici bir noktanın eksikliğini gösterdi. Enes, hücum presindeki çalışkanlığı ve maç başına katettiği 9,9 kilometrelik mesafe ile İtalya savunmasının rahat oyun kurmasını engelleyebilirdi. Fiziksel temastan kaçınmayan yapısıyla İtalyan stoperleri zorlayarak savunma arkasındaki boşlukların daha iyi değerlendirilmesine olanak tanıyabilirdi.
Sonuç olarak Enes Ünal tek başına skoru tamamen tersine çeviremese bile, Türkiye’nin hücum profilini dönüştürerek daha yüksek gol beklentili pozisyonlar üretilmesini ve savunmanın daha az baskı yemesini sağlayabilirdi.

