Prof. Dr. Aydın Mungan, kanserle mücadelede vitamin takviyelerinin yerini doğal besinlerin alması gerektiğini vurgulayarak hayati uyarılarda bulundu.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Mungan, kanser hastalarının beslenme alışkanlıkları ve hastalıktan korunma yolları üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Kanserle savaşta doğru beslenmenin kritik bir rol oynadığını belirten Mungan, toplumda doğru sanılan pek çok yanlış bilgiye açıklık getirdi.
ŞEKER TÜKETİMİ VE KANSER İLİŞKİSİ
Kanser hastaları ve yakınlarının en çok merak ettiği konulardan birinin şeker kullanımı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Mungan, şekerin doğrudan kanser hücresini beslediğine dair bilimsel bir bulgu olmadığını söyledi. Şeker kısıtlamasının aşırıya kaçmadan yapılması gerektiğini belirten Mungan, fazla şekerin asıl tehlikesinin obeziteye yol açarak genel sağlık durumunu bozması olduğunu dile getirdi.
BİLİMSEL OLMAYAN TAKVİYELERDEN UZAK DURUN
Hastaların kulaktan dolma bilgilerle aktarlara veya eczanelerdeki takviye haplara yönelmesini eleştiren Mungan, sadece kanıta dayalı ve uluslararası geçerliliği olan bilimsel çalışmaların dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Bilimsellikten uzak, rastgele kullanılan bitkisel ürünlerin tedavi sürecine katkı sağlamayacağının altını çizdi.
D VİTAMİNİ DÜZEYİ KRİTİK ÖNEME SAHİP
D vitamininin vücut savunma sistemindeki rolüne dikkat çeken Mungan, özellikle prostat, mesane ve böbrek kanseri hastalarında bu vitaminin düzeyinin titizlikle takip edilmesini önerdi. Kanser hastalarında D vitamini seviyesinin 50 ile 60 arasında tutulmasının hastalığın seyrini yavaşlattığını belirten profesör, bu değerlerin altına düşülmesinin veya üzerine çıkılmasının kanseri daha saldırgan hale getirebileceği konusunda uyardı.
KORUYUCU ETKİSİ OLAN BESİNLER
Günlük beslenme rutininde yer alan bazı gıdaların kanseri önleyici etkileri olduğunu belirten Mungan; yeşil çayın antioksidan özelliğiyle, brokoli ve karnabahar gibi sebzelerin ise koruyucu etkileriyle öne çıktığını söyledi. Ayrıca günde üç bardağı geçmemek kaydıyla kahve tüketiminin de prostat kanserine karşı kalkan oluşturabileceğini ifade etti.
DOMATESTEKİ LİKOPENİN SIRRI PİŞİRMEDE
Faydalı maddelerin hap formunda alınmasının beklenen etkiyi yaratmadığını savunan Mungan, domateste bulunan likopen maddesini örnek gösterdi. Likopenin etkili olabilmesi için domatesin kabuğuyla birlikte, zeytinyağı eklenerek hafif ateşte pişirilmesi gerektiğini açıkladı. Çiğ tüketimde veya kabuğu soyulduğunda likopenin aktif hale gelmediğini hatırlatan uzman, doğal tüketimin önemine değindi.
BÜTÜNCÜL YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ ŞART
Kanseri önlemenin sadece tek bir besine veya vitamine bağlanamayacağını ifade eden Prof. Dr. Mungan, sağlıklı bir yaşam için bütüncül bir yaklaşım gerektiğini belirtti. Düzenli egzersiz, alkol ve sigaradan uzak durmak, işlenmiş protein tüketmemek ve ideal kiloyu korumak, beslenme düzeniyle birleştiğinde kansere karşı gerçek bir koruma sağlıyor.
Mungan, diyetin ancak sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla desteklendiğinde anlam kazanacağını hatırlatarak sözlerini tamamladı.

