İsrail ve Lübnan hattında çatışmalar derinleşirken, uzmanlar askeri harekat ile diplomatik manevraların Hizbullah’ı tasfiye etmeyi amaçladığını vurguluyor.
İsrail’in Gazze’deki saldırıları sürerken, Güney Lübnan hattında da askeri hareketlilik hız kesmeden devam ediyor. Bir yanda ABD öncülüğünde Beyrut ile Tel Aviv arasında mekik diplomasisi yürütülürken, sahada çatışmaların şiddeti her geçen gün artıyor. Hizbullah, Lübnan içindeki birliği bozacağı gerekçesiyle müzakerelere mesafeli yaklaşırken, Beyrut yönetimi dış baskılar altında çözüm yolları arıyor.
DİPLOMATİK BASKI VE ASKERİ OPERASYONLAR
Nur Stratejik Araştırma Merkezi Başkanı Ahmed Zarean, sahadaki gelişmeleri Washington ve Tel Aviv’in ortak stratejisi olarak yorumluyor. Zarean’a göre, İsrail askeri güçle, ABD ise diplomatik kanallarla Hizbullah’ı etkisiz bırakmayı hedefliyor. Ancak şu ana kadar yürütülen hem askeri hem de siyasi hamlelerin direniş hattını kırmaya yetmediği ifade ediliyor. Örgütün silah bırakmama konusundaki kararlılığı, müzakere masasındaki beklentileri zorlaştırıyor.
GAZZE DESTEK SAVAŞI VE GÜVENLİK DENGELERİ
Hizbullah’ın 7 Ekim sonrasında Filistin direnişine destek amacıyla açtığı cephe, bölgedeki askeri dengeleri temelden sarstı. Bu hamleyle İsrail ordusunun gücünü ikiye bölmek zorunda kaldığı ve kuzey sınırında yaşayan yaklaşık 100 bin İsraillinin yerleşim yerlerini terk ettiği belirtiliyor. İsnad savaşı olarak adlandırılan bu süreç, İsrail için ciddi bir güvenlik açığı oluşturmaya devam ediyor.
STRATEJİK HEDEFLER VE PSİKOLOJİK HARP
Savaşın 66 günlük en yoğun evresinde Hizbullah liderlerine yönelik suikastlar ve teknolojik saldırılar yaşanırken, Birleşmiş Milletler’in 1701 sayılı kararı ateşkesin zeminini oluşturdu. Ancak Zarean, İsrail’in ateşkes sürecinde 10 binden fazla ihlal gerçekleştirdiğini öne sürüyor. Diğer yandan Ali Tahir Tepesi gibi kritik noktalar üzerinden yürütülen operasyonların, askeri bir kazanımdan ziyade kamuoyuna yönelik bir propaganda faaliyeti olduğu savunuluyor.
İran’ın bölgedeki saldırıları kırmızı çizgi olarak gördüğü ve Nasr füze operasyonuyla caydırıcılık sağlamaya çalıştığı vurgulanıyor. Güney Lübnan’daki tünellerin patlatılmasını bir halkla ilişkiler çalışması olarak nitelendiren uzmanlar, Hizbullah’ın ilerleyen dönemde daha sert savunma hatları kurabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

