Kars’ın Boğatepe köyünde mera sütüyle üretilen tescilli gravyer peyniri, 4 yıla varan raf ömrü ve eşsiz şifasıyla dünya pazarına açılıyor.
Kars’ın 2 bin 800 metreyi bulan yüksek yaylalarında beslenen hayvanların sütü, asırlık geleneklerle sofraların baş tacı olan gravyer peynirine dönüşüyor. Boğatepe köyünde sürdürülen bu üretim, bölgenin zengin bitki çeşitliliğiyle birleşerek damaklarda unutulmaz bir lezzet bırakıyor.
ZAHMETLİ YOLCULUK VE GELENEKSEL YÖNTEMLER
Doğal yöntemlerin modern tesislerle buluştuğu Boğatepe’de, 600’den fazla bitki türüyle beslenen ineklerin sütü önce kazanlarda pişiriliyor. Süzme ve kalıplama işlemlerinin ardından günlerce süren dinlendirme aşamasına geçilen peynirler, önce tuzlu suda bekletiliyor, ardından olgunlaşması için soğuk depolara alınıyor. Bu meşakkatli süreç, peynirin karakteristik dokusunu kazanmasını sağlıyor.
ASIRLIK FORMÜL VE YÜKSEK BESİN DEĞERİ
Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği Başkanı İlhan Koçulu, gravyerin 13. yüzyıldan kalma tekniklerle üretildiğini ve bozulmayan yapısıyla “peynirlerin kralı” olarak anıldığını vurguluyor. Mera sütünden elde edilen bu lezzet, 4 yıla kadar uzanan raf ömrünün yanı sıra içerdiği 45’in üzerinde faydalı yağ asidiyle tam bir şifa kaynağı olarak kabul ediliyor.
YILLIK ÜRETİM 500 TONA ULAŞIYOR
Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu yana üretim merkezi olan Boğatepe köyünde, günümüzde 5 farklı mandıra arasında yüksek kalite odağında bir rekabet yaşanıyor. Yıllık üretimi 400 ile 500 ton arasında değişen bu coğrafi işaretli peynir, hem ulusal hem de uluslararası pazarda yoğun ilgi görmeye devam ediyor.

