Etiyopya’nın Tigray bölgesinde tırmanan askeri gerilim, Afrika Boynuzu’nda yeni bir insani kriz ve bölgesel istikrarsızlık riskini beraberinde getiriyor.
Etiyopya federal hükümeti ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasındaki gerilimin yeniden tırmanması, uluslararası kamuoyunda büyük endişe yaratıyor. Uzmanlar, çatışmaların genişlemesi durumunda krizin ülke sınırlarını aşarak tüm bölgeyi istikrarsızlaştıracağı konusunda uyarılarda bulunuyor. Siyasi mücadelelerin askeri çatışmalara evrilmesi, hem insani durumu zorlaştırıyor hem de kıtanın stratejik dengelerini tehdit ediyor.
ETİYOPYA’NIN BÜTÜNLÜĞÜ VE SOMALİLEŞME TEHLİKESİ
Siyaset sosyolojisi uzmanı Dr. Mukerrem Miftah, mevcut gerilimin TPLF’nin 2018’de merkezi yönetimdeki etkisini kaybetmesiyle başlayan sürecin bir devamı olduğunu belirtiyor. Etiyopya’nın çok etnikli yapısının federal hükümetin zayıflamasıyla birlikte ayrılıkçı hareketlere zemin hazırlayabileceğini vurgulayan Miftah, çatışmaların kontrol altına alınamaması durumunda ülkenin Somali’den daha ağır sonuçları olacak bir sürece sürüklenebileceğini ifade ediyor. Krizin aşılması için Türkiye, ABD, Rusya ve Çin gibi küresel aktörlerin arabuluculuk yapmasının kritik önemde olduğu vurgulanıyor.
PRETORIA ANLAŞMASI’NIN YETERSİZLİĞİ VE YENİ İTTİFAKLAR
Afrika uzmanı Dr. Kaan Devecioğlu ise 2022’de imzalanan Pretoria Barış Anlaşması’nın silahsızlanma ve tartışmalı bölgelerin statüsü gibi temel sorunları kökten çözemediğini dile getiriyor. TPLF’nin de dahil olduğu 7 silahlı grubun federal hükümeti değiştirme amacıyla ittifak kurması, siyasi gerilimi açık bir askeri tırmanışa dönüştürmüş durumda. Bu grupların ortak askeri kapasite oluşturması halinde, federal yönetimin çok cepheli bir güvenlik kriziyle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.
ERİTRE’NİN ROLÜ VE KÜRESEL TİCARET KORİDORU
Bölgesel boyutta en büyük riskin Eritre’nin savaşa doğrudan dahil olması olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, böyle bir senaryoda Tigray meselesinin devletler arası bir savaşa dönüşeceği ve Sudan’daki iç krizle birleşebileceği uyarısını yapıyor. Ayrıca çatışmaların Afar bölgesine kayması, Etiyopya’nın dış ticaretinin can damarı olan Cibuti koridorunu ve Kızıldeniz güvenliğini doğrudan tehdit edebilir. Askeri kapasitenin iç çatışmalara yoğunlaşmasının, Somali’deki Eş-Şebab ile mücadeleyi de zayıflatabileceği öngörülüyor.
Avrupa Birliği’nin hem TPLF hamlelerini hem de federal ordunun İHA operasyonlarını eleştirdiği bu süreçte, uluslararası toplumun tarafları yeniden müzakere masasına oturtması bölgenin geleceği açısından hayati önem taşıyor.

