Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ’ın, Şevki Yılmaz’a yönelik ifadeleri nedeniyle yargılandığı davada mahkeme, suçlamayı tehditten hakarete çevirdi.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın, eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz’ın şikayeti üzerine yargılandığı davanın görülmesine Kocaeli’de devam edildi. Duruşmada savunma yapan Özdağ, hakkındaki iddialara karşı çıkarak sözlerinin bir akademisyen perspektifiyle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Mahkeme heyeti, “tehdit” suçlamasıyla açılan davada suç vasfının “hakaret” olarak değişmesine hükmederek duruşmayı 4 Kasım tarihine erteledi.
“GÖSTERECEĞİM ŞEY FİZİKSEL ŞİDDET DEĞİL BELGEDİR”
Duruşmada söz alan Ümit Özdağ, savcılığın cezalandırma talebine karşı siyaset bilimi profesörü kimliğini vurguladı. Şevki Yılmaz’ın bir düğün töreninde Osmanlı hanedanını sürgün edenlere yönelik sarf ettiği sözlere tepki gösterdiğini hatırlatan Özdağ, savunmasında şu ifadelere yer verdi: “Ben boksör değil, siyaset bilimciyim. Eğer boksör olsam dövmekten bahsedilirdi; ancak bir akademisyen olarak benim göstereceğim şey fiziksel şiddet değil, bilgiye dayalı evraktır. Bu ifadeden ne tehdit ne de hakaret çıkar. Cumhuriyet Savcılığı bile gerçek bir tehdit tespit edemediği için ‘sair kötülük’ ifadesini kullanmıştır.”
ATATÜRK VE CUMHURİYET DEĞERLERİ VURGUSU
Duruşma sonrası Kocaeli Adliyesi önünde açıklamalarda bulunan Özdağ, tartışmanın odağında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yönelik saldırıların olduğunu belirtti. Şevki Yılmaz’ın “hanedanı yurt dışına süren soysuzlar” ifadesine karşılık verdiğini söyleyen Özdağ, Cumhuriyetin kurucu kadrolarına yönelik hiçbir hakarete sessiz kalmayacaklarını dile getirdi. Karşılaşmaları durumunda belgelerle kimin halkın yanında, kimin işgalin tarafında olduğunu anlatacağını belirten Özdağ, 4 Kasım’da adaletin yerini bulmasını beklediğini ifade etti.
Dava süreci, Şevki Yılmaz’ın 2024 yılındaki bir düğün töreninde kullandığı ifadeler ve sonrasında Özdağ’ın sosyal medya üzerinden verdiği yanıtla başlamıştı. Özdağ’ın avukatı Murat Yılmaz da duruşmada müvekkilinin sözlerinin bir “meydan okuma” niteliğinde olduğunu ve suçun maddi-manevi unsurlarının oluşmadığını savunarak beraat talebinde bulundu.

