Adalet Bakanı Akın Gürlek, milyonları ilgilendiren süresiz nafaka uygulamasında yeni bir döneme girileceğini ve hazırlanan düzenlemenin Meclis’e sunulacağını açıkladı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, aile hukukunda köklü değişiklikler öngören nafaka düzenlemesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşınacağını duyurdu. Yeni taslakla birlikte, nafaka süresi belirlenirken evlilik süresi, tarafların ekonomik güçleri ve davanın özel koşulları gibi kriterler esas alınacak. Bakan Gürlek, yeni yasama döneminde görüşülecek bu çalışmanın temel amacının taraflar arasında daha adil bir denge kurmak olduğunu vurguladı.
HAKİMLERE NAFAKA SÜRESİNİ BELİRLEME YETKİSİ
Bakan Gürlek, mevcut uygulamada kısa süreli evliliklerin ardından ömür boyu nafaka ödenmesinin hakkaniyet ilkesiyle çeliştiğini ifade etti. Yeni düzenlemeyle birlikte hakimler, somut olayın özelliklerine ve tarafların yaşadığı mali durumlara göre nafaka süresini kısıtlayabilecek. Ancak yasa, kadınların mağduriyet yaşamaması için gerekli durumlarda hakime süresiz nafaka kararı verme yetkisini de saklı tutacak.
ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARI VE TAKVİM
Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nda yer alan yoksulluk nafakasının süresiz ödenmesine dair hükmü, Anayasa’ya aykırı bularak geçtiğimiz Eylül ayında iptal etmişti. Mahkeme, yasal bir boşluk oluşmaması adına iptal hükmünün 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girmesine karar verdi. Bu süreçte TBMM’nin, yoksulluk nafakasının sınırlarını belirleyen yeni bir yasal çerçeve oluşturması bekleniyor.
MEVCUT SİSTEM VE YENİ DÜZENLEMENİN KAPSAMI
Yoksulluk nafakası mevcut kurallara göre; alan kişinin yeniden evlenmesi, yoksulluğun ortadan kalkması veya fiilen evli gibi yaşaması durumlarında mahkeme kararıyla kesilebiliyor. Yeni yasa teklifi bu temel kriterleri korurken, hakimlere evlilik süresine göre takdir yetkisi tanımayı hedefliyor. Ayrıca çocukların bakımı için verilen iştirak nafakası, bu yeni düzenlemeden bağımsız olarak çocuk ergin olana veya eğitimi bitene kadar devam edecek.
Nafakada süresiz uygulama, 1988 yılında yapılan kanun değişikliğiyle bir yıllık sınırın kaldırılması sonucu yürürlüğe girmişti. 2001 yılında kabul edilen mevcut Medeni Kanun ile de bu sistem korunmuştu. Şimdi ise yasama süreciyle birlikte, 1988’den bu yana devam eden bu uygulamanın geçiş hükümleri ve kapsamı netlik kazanacak.

